30 Eylül 2016 Cuma

Roald Dahl ve Hediye


Geçtiğimiz günlerde çocuk edebiyatının önemli yazarlarından Roald Dahl'ın 100. yaşıydı. Yakın zamanda Lokum Çocuk Kütüphanesi'nden harika bir paket aldım. Ben sadece kitap beklerken paketin içinden neler neler çıktı.

Sahaf kokulu 1989 basımı Matilda
Van Gogh tablosu olan bir kartpostal
Şirin mi şirin stickerlar
Kitap keyfime eşlik edecek kahvem ve bayıldığım kitap ayracım 

Lokum Çocuk Kütüphanesi'nin instagram hesabını bir süredir takip ediyordum. Web sitesine girdiğimde ise çok güzel bir tesadüf oldu benim için. Meğer çok severek takip ettiğim 2 Balık 1 Kedi sitesi ona aitmiş.

Böyle anlamlı bir hediye almak çok mutlu etti beni. Eğer çocuk edebiyatına ilginiz varsa sitesine mutlaka uğrayın derim.

Kısa zamanda kitabın yorumunu da paylaşmak istiyorum :)

24 Eylül 2016 Cumartesi

Dalyan - Kaunos - İztuzu



Dalyan, Muğla'nın Ortaca ilçesine bağlı ve Muğla merkeze 90 km uzaklıkta. Bazı noktalardan Dalyan'a tekne turları da düzenleniyor. Bir günlük turda Kaunos, İztuzu, Çamur banyosu, Sultaniye Kaplıcası gibi yerleri gezebiliyorsunuz.

Kaunos antik kenti ve kral mezarları ise Dalyan'a geldiğinizde gözünüze çarpan ilk yer. Pek çok turistik yerde ve eşyada da kral mezarlarını sembol olarak göreceksiniz. Antik kenti ve kral mezarlarını yakından görmek isterseniz tekneyle ulaşım mevcut.

Dalyan Kanalı'nın kenarında ve merkezde pek çok otel ve restaurant var. Daha çok yabancı turist olması da dikkatimizi çekti. Mekanlardaki isimler ve menüler de daha çok ingilizce ve dünya mutfaklarından yemeklere sahip.


Bir sonraki nokta ise İztuzu Plajı. Plaja karayolu ile de ulaşım varmış. Ama biz Dalyan Kanalı üzerinden tekneyle gitmeyi tercih ettik. İsteyenler için dolmuş tekneler kalkıyor. Bölge caretta caretta ve mavi yengeçleri ile ünlü. Eğer bu güzelliği görmek isterseniz bazı tekneler İztuzu'ndan sonra keşif alanına devam ediyor. Hem doğanın güzelliğini görmek hem de tatlı su üzerinden Kral mezarlarını izlemek adına tekne gezisi gerçekten keyifli.



Tekne İztuzu'na ulaştıktan sonra arkanız tatlı su, önünüz masmavi deniz ve altın sarısı kumlar. Tekneden iner inmez gözünüze çarpan oldukça uzun bir sahili var İztuzu plajının. Caretta carettaların yaşadığı noktalardan biri olduğu için koruma altında. Plaj bildiğim kadarıyla Dalyan Belediyesi tarafından işletiliyor. Çevreyi de korumak adına özel bir işletmeye verilmemiş. Yiyecek içecek satın alabileceğiniz bir yer bulunuyor sadece.

Deniz kaplumbağaları buraya yumurta bıraktıkları için plaj geceleri kapalı. Hatta üzerinde uyarı yazısı bulunan yuva kafesleri de plajda görmeniz mümkün.

Uzun kumsalı ve temiz deniziyle tatil yerlerimizden biri olmaya devam edecek İztuzu plajı. Plaja ulaşmadan önce tatlı suyun ve manzaranın tadını çıkarma şansına sahip olmak da Dalyan'ı tercih nedenlerinden.

Hala gitmediyseniz ve bu taraflara yolunuz düşerse Dalyan'a uğramadan geçmeyin. Hatta sırf Dalyan için gelin :)




7 Eylül 2016 Çarşamba

Gratis Bayram İndirimi

Uzun süredir beklenen Gratis'in bayram indirimi dün başladı. Genele bakınca indirimler hiç fena değil. Özellikle cilt bakım ürünlerindeki %50 indirim. Renkli kozmetikte ise %40 + %10 indirim var. Saç bakımda ise özellikle şampuanlarda indirim vardı.

Gelelim benim aldıklarıma. Her ne kadar aklım cilt bakım ürünlerindeki indirimde kalsa da ihtiyacım olmadığı için almamaya karar verdim. Daha çok ihtiyaçlar üzerine ve merak ettiğim birkaç makyaj malzemesi aldığım bir alışveriş oldu.



Syoss Şampuan Keratin Mükemmelliği
Aynı şampuanı önceden kullanıp çok beğenmiştim. Ürünle ilgili çok fazla olumlu olumsuz yorum var. Ama benim saçlarımı yumuşacık yaptı. İndirimle de fiyatı oldukça düşünce aldım iki tane.
Fiyatı 6,90


Duru Fresh Çiçek Tazeliği Duş Jeli
Son zamanlarda sürekli okyanus, deniz kokulu duş jelleri alınca bu sefer de çiçeksi kokusu olsun istedim. Hem böyle küçük boy şeyleri sevip hem de kokusu hoşuma gidince aldım.
Fiyatı 4,15

Loreal Paris Elseve Mucizevi Bakım Yağı
Evdeki yarıya düşüp indirimde bulunca hemen aldım çok sevdiğim bu ürünü. Sanırım üç farklı çeşidi var. Benim aldığım yıpranmış saçlar için - onarıcı. Bayılarak kullanıyorum. Belki bir inceleme yazısı yazarım bu ürün için.
Fiyatı -yanlış hatırlamıyorsam- 10,90

Vaseline Original Nemlendirici Jel
Yine çok sevdiğim bir ürün. Önceden baby olanını kullanmıştım, kokusundan sıkılınca bu sefer original olanı aldım.
Fiyatı 4,50

Wet n Wild Comfort Zone Far Paleti
8 renk farın olduğu bu paleti merak ediyordum. Hem tonlarını beğenip hem de indirimde olunca denemek istedim.
Fiyatı -gratis kart indirimi de eklenince- 10,45

Wet n Wild Color Icon Tekli Far - Nutty
Bloglarda yorumunu çok gördüğüm bir üründü. Yine indirimde olunca denemek için fırsat bulduklarımdan.
Fiyatı -gratis kart indirimi de eklenince- 3,32

Maybelline Colossal Kajal Göz Kalemi
Kullandığım bir üründü. İndirim de oldukça iyi olunca yedekledim.
Fiyatı -gratis kart indirimi de eklenince- 4,86

Maybelline Lash Sensational Maskara
Yine çok fazla gördüğümüz bir ürün. Maskara ihtiyacım olmadığı, elimdekilerden de çok memnun olduğum için almayı düşünmüyorum aslında. Ama bu aralar 'gömlekterujizi' Gizem'in yaptığı bir göz makyajında dikkatimi çekip çok da sorulunca denemek istedim.
Fiyatı -gratis kart indirimi de eklenince- 12,55

The Balm Meet Matte Hughes - Trustworthy
Aslında charming rengini almayı düşünüyordum. O kalmayınca trustworthy dikkatimi çekti, rengini de beğenince onu aldım.
Fiyatı -gratis kart indirimi de eklenince-   19-20 tl arasıydı.

Seyahat Boy Şişeler
Seyahatten çok evde çok kullanışlı oluyor bu şişeler benim için. Biri pompalı diğeri de sprey şeklinde.
Fiyatı -yanlış hatırlamıyorsam- 2,90

Eklips Cımbız ve Törpü
İtiraf ediyorum törpünün rengini, desenini çok beğendiğim için aldım.
Cımbız 1,50
Törpü 1 tl


Benim indirimden aldıklarım böyle. Alışveriş yazısı olunca ürünlerden detaylı bahsetmek istemedim. Belki uzun süredir kullanıp beğendiğim ürünler için inceleme yazısı yazabilirim.

Siz indirimden neler aldınız?
Benim aldıklarım arasında denediğiniz ürünler var mı?


24 Ağustos 2016 Çarşamba

Afacan Gençlik Evi


Size bugün çok sevdiğim bir mekandan bahsedeceğim: Afacan Gençlik Evi.

Toplum Gönüllüleri Vakfı'nın düzenlediği bir eğitimde gittim Afacan Gençlik Evi'ne. Eğitimin konaklamalı olması nedeniyle iki gece kaldık. İzmir-Bergama üzerinde Yenişakran'da bulunuyor gençlik evi. Merkezden biraz uzak.

Pek çok kitleye ev sahipliği yapan mekan daha çok kültürlerarası buluşmalar ve eğitim grupları için oldukça tercih edilesi bir yer.

Size bu merkezi en iyi şekilde anlatabilmek için web sitesinden şu paragrafı aktarıyorum:

''Afacan Buluşma Merkezi, uzun yıllardır kültürlerarası gençlik buluşmaları düzenleyen Berlinli ve İstanbullu sosyal girişimcilerin yaşama geçirdiği, kar amacı gütmeyen bir düşüncenin ürünüdür.''


Farklı ülkelerden gruplar da geliyor, özellikle çocuklar. Biz gittiğimizde -yanlış hatırlamıyorsam- Almanların bulunduğu bir çocuk grubu vardı. Biz de 30 kişilik bir grup olmamıza rağmen eğitim sırasında hiçbir sıkıntı, çakışma yaşamadık.

Ekim ayında gittiğimiz için yine de oldukça sakindi merkez. Böylece hem manzaranın hem mekanın tadını çıkarttık. Manzara demişken hem denize gireyim hem de oturup saatlerce izleyeyim diyorsanız tam öyle bir yer. Dilerseniz havuz da var bu arada. Bir de oyun alanı var, langırt ve masa tenisi bulunan. Kitapseverler için bir güzellik de pek çok kitabın bulunduğu bir okuma odası olması. Eğitim ve toplantılar için düzenlenmiş bir de salon bulunuyor.



Geniş deniz manzarasının yanında merkezin yeşil alanı da oldukça büyük. Odalardan bahsedersek sade ve kullanışlı. Bizim kaldığım oda da çok temizdi. Odalarda duş da bulunuyor. Fakat güneş enerjisi kullanıldığı için gün içinde sürekli sıcak su bulma konusunda sıkıntı olabiliyor.

İşletme sahibi de çok sıcak. Sizi bir misafir gibi ağırlamaktan çok oralı gibi hissettiriyor. Alışılmışın biraz dışında bir tarzı da var bu konuda. Mesela yemeğinizi siz alıp masaya taşıyorsunuz, sonunda ise tekrar içeri taşıyorsunuz. Onların da belirttiği gibi ticari bir kaygıları yok. Bu nedenle herkesin, ziyaretçilerinin de, bu oluşumda bir payı bulunuyor.

Yemek demişken sabahları açık büfe kahvaltı var. Akşam ve öğle yemeklerinde ise mis gibi ev yemekleri çıkıyor. Çok fazla bir çeşit beklemeyin, fakat lezzetlerine diyecek yoktu.

Gittiğimiz ekibin de harika olması sebebiyle çok güzel iz bıraktı bende Afacan Gençlik Evi.

Eğer daha çok bilgi sahibi olmak isterseniz web sitesine göz atabilirsiniz.

Fotoğraflar Afacan Gençlik Evi sitesinden alıntıdır.


2 Ağustos 2016 Salı

Ayvalık - Cunda Adası

Balıkesir tatilini bitirmişken arayı soğutmadan bir yazı hazırlamak istedim :)

Bu yıl ilk defa Balıkesir'e gitme şansı buldum. Hal böyle olunca nerelere gidilir, nerede denize girilir, ne yemeden dönülmez gibi bir sürü şey araştırdık tatile başlamadan önce. 

Merkezde kaldığımız için tatil yerlerine ulaşım biraz sıkıntı oldu. Eğer kendi aracınız varsa benim önerim Balıkesir'e mutlaka arabayla gelmeniz. Pek çok yer görmek istiyorsanız bu önemli bir nokta. Çünkü tatil yerlerinin hepsi ilçelerde ve en az 150 km merkezden uzak diyebilirim.






En merak ettiğimiz yer ve ilk durağımız Ayvalık oldu. Merkezde deniz kenarında yürüdük, rastgele sokaklara girip dar yollarda eski evlerin arasında gezindik. Antikacılar, zeytinyağı satışı yapan butik dükkanlar, küçük restoranlar, kahveciler... Sıra geldi yemeğe. Ayvalık'a gelip de Ayvalık tostu yemeden tabi ki olmaz. Sahilin karşısındaki caddede Migros var. Hemen yanında ise Tostçular Çarşısı. Yan yana dizilmiş bir sürü tostçu. Daha gitmeden Avşar Büfe'nin adını duyduğumuz için orayı tercih ettik. Zaten Ayvalık tostunu seven biri olarak lezzetli buldum, fakat önceden yediklerinizden bir farkı var mı derseniz, yoktu. Biz yine de geleneği bozmayalım dedik. Eğer bir yerde dinleneyim, denizin tadını çıkarayım derseniz de sahil kenarında yan yana 3-4 mekan var. Biz Orfanos'u tercih ettik. Birer çay içip yorgunluğumuzu giderdik ve manzaranın keyfini çıkarttık.






Sıra geldi meşhur Cunda Adası'na. Sahilden -yanlış hatırlamıyorsam 15 dakikada bir- tekne kalkıyor adaya. İsterseniz tekne yerine otobüs de var. Otobüsün fiyatı 3, teknenin ise 5 tl. Biz gidiş ve dönüşte tekne tercih ettik. Yaklaşık 10 dk kadar kısa bir sürede adaya varıyorsunuz. İner inmez sahil kenarındaki dondurmacılar, balık restoranları, hediyelik eşya satan yerler karşınıza çıkıyor. 

Sahilde kısa bir yürüyüşün ardından Cunda'nın ara sokaklarına daldık. Renkli restoranlar, cıvıl cıvıl duvarlar, kapı önleri ve canlı renkleriyle pembe zakkumlar... Sonra karşımıza ünlü Karadeniz Pastanesi çıktı. Merak edenler için Vino Şarap Evi de aynı sokakta. Adada en çok bu sokağı sevdim sanırım ben. Çoğu kişi de aynı şeyleri düşünmüş olacak ki, sokakta çok fazla fotoğraf çektiren kişi vardı. Karadeniz Pastanesi'nde kısa bir mola vererek meşhur damla sakızlı kurabiyelerini tattık. Farklı çeşitleri olan kurabiyenin -sade ve fındıklıyı hatırlıyorum şu an- orijinalliğini bozmamak adına sadesini tercih ettim ben. Tadı oldukça yoğun olan bu kurabiyeyi damla sakızı seven biriyseniz denemelisiniz. Pastanenin peynirli dereotlu kurabiyelerini de bayılarak yedim, öneririm. Daha pek çok kurabiye, tatlı ve börek çeşidi de vardı. Önerim sipariş vermeden önce içeri girip tüm lezzetlere bakarak seçim yapmanız.






Kolaylıkla bulabileceğiniz Taş Kahve ise oldukça kalabalıktı. Eğer dilerseniz burada da oturup bir kahvesini içebilirsiniz. Biz buraya uğramadık. İçimde kalan en büyük şey ise adaya gelip balık yiyememek oldu. Adada papalina balığı oldukça ünlü. Pek çok mekanın önündeki menülerde bu ismi görebiliyorsunuz. Fiyatlar genellikle 10-15 tl arasında. Kurabiyeleri fazla kaçırınca balığa yer kalmadı malesef.

Gidemediğimiz ve aklımda kalan bir diğer yer ise Tepedeki Değirmen. Adaya gelirken tekneden de göreceğiniz bu yer Sevim ve Necdet kitaplığı olarak kullanılıyormuş diye duyduk. Eğer adaya yolunuz düşerse burayı da listenize ekleyin derim.

Ama dondurma yemeden dönmedik elbette. Birbirinden farklı birçok çeşit mevcut. Benim en çok ilgimi çeken ise Santa Maria oldu. İçerisinde tarçın ve bisküvi parçaları var. Her ne kadar tereddüt etsem de tadına bakmadan geçemedim. Sonrası mı, dayanamayıp bir top daha istedim. Yediğim en farklı dondurmaydı diyebilirim, ben aromasını çok beğendim. Tadı ise hala damağımda. Eğer yeni lezzetlere açıksanız denemenizi öneririm. Mekanın ismini hatırlamıyorum fakat sahilde yan yana iki dondurmacı var. Bizim tercihimiz arkasında geniş bir yeri de bulunan bir işletmeydi ve oldukça kalabalıktı.

Cunda ile ilgili önemli bir nokta ise arnavut kaldırımları bence. Adanın yapısını koruyan bu güzel sokaklar yanlış ayakkabı tercih ettiyseniz sizin için biraz sıkıntı olabilir. O yüzden bence spor ayakkabı, hiç olmadı rahat bir sandalet giymeyi tercih edin, terlikten kaçının derim.

Adadan merkeze yarım saatte bir -çeyrek geçe ve çeyrek kala- tekne kalkıyor. Dönmeden önce hediyelik eşya satan yerleri yeniden gezdik. Bu yerlerden biri de sahilin hemen karşısındaki Tarihi Çarşı denen yer. Magnetlerimizi almayı unutmadan teknenin yolunu tuttuk.



Sıradaki rota ise Sarımsaklı Plajı. Ayvalık Migros'un karşısındaki duraklardan Sarımsaklı'ya giden minibüsler var. Upuzun bir kumsalı var Sarımsaklı Plajı'nın. Duyduğumuza göre plajın uzunluğu 8 km. Denizi ise tertemiz. İki şezlong ve bir şemsiye 25 tl. Fakat kendi şezlongu ve şemsiyesini getiren de oldukça fazla kişi vardı. Hatta plajın en ön sırası tamamen böyle diyebilirim. Benim için denizin en güzel yanı ise kum olmasıydı. Aynı zamanda hemen derinleşmiyor da. Bir de deniz suyu sıcaklığı tam benlikti diyebilirim. Girer girmez suyun sıcaklığına alışıyorsunuz. Çok yakında bir de Badavut plajı varmış. Biz gidemedik, fakat oranın da oldukça güzel olduğu söyleniyor. Sarımsaklı için tek olumsuz eleştirim sahil kenarında yürüyememekti sanırım. İnsanlar denize o kadar yakın yerlemişler ki kumsala. Denize girmek için bile onları aşmanız gerekiyor. Durum böyle olunca da uzun sahilde rahatlıkla yürüme şansı olmuyor.

Gitmek istediğimiz yerlerden biri de Şeytan Sofrası idi. Gün batımını izlemek için gitmeye karar verdik, fakat sonradan değişen planlarla Edremit'e geçmemiz gerektiği için Ayvalık'tan ayrılmak zorunda kaldık. Eğer bu tepeye gitme imkanı bulursanız gün batımına denk getirmeye çalışın. Manzaranın çok güzel olduğunu söylemeyen yok. 

Gezi boyunca en çok dikkatimi çeken şey ise yerlerin yabancılaşmamış olmasıydı. Yerli halk daha fazla, tabelaların neredeyse tamamı türkçe, fiyatlar da gözlediğim kadarıyla uygun. Böyle bir yerde tatil yapmak bana kendimi daha iyi hissettirdi. Sonuçta kendi ülkende farklı bir dile bu kadar maruz kalmayı, pek çok şeye 3-4 katı ücret ödemeyi kim tercih eder.

Gördüğümüz yeni yerler, tattığımız farklı lezzetler ve doğasıyla güzel bir anı oldu bizim için Ayvalık tatili. Her ne kadar aklımızda yapmak istediğimiz başka şeyler kalsa da tadını çıkarttık bence Ayvalık ve Cunda'nın. Özellikle hiç gitmeyenler için yeni bir rota olabilir Ayvalık. 

29 Temmuz 2016 Cuma

Üniversite Tercihleri - Çocuk Gelişimi Bölümü

Üniversite tercihleri başlamış, hatta bitmesine sayılı günler kalmışken bende okuduğum bölümle ilgili bir yazı hazırladım adaylar için :)

Öncelikle bilmeyenler için Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü'nde okuyorum ve 4. sınıfa geçtim. Bu doğrultuda verdiğim bilgiler de daha çok lisans çocuk gelişimi bölümü hakkında olacak.

4 yıllık lisans eğitimini bitirdiğinizde 'Çocuk Gelişimci', bu alanda yüksek lisans yaptığınızda ise 'Çocuk Gelişimi Uzmanı' unvanına sahip oluyorsunuz. Çocuk gelişimcinin görev tanımında 0-18 yaş grubu tüm çocukların gelişimini desteklemek yer alıyor. Bu çocuklar arasında normal, özel gereksinimli, hasta, korunmaya muhtaç ve risk altındaki çocuklar bulunuyor. Bölüm TM-3 puan türüyle öğrenci alıyor.

Çocuk gelişimcinin iş alanlarından bahsedecek olursak sağlık alanında (hastaneler), eğitim alanında (üniversiteler, milli eğitime bağlı özel eğitim kurumları ile rehberlik ve araştırma merkezleri), sosyal hizmet alanında (çocuk ve gençlik merkezleri, sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumuna bağlı merkezler) ve gönüllü kuruluşlarda çalışma olanakları var. Kısaca çocuğun olduğu her yerde 'çocuk gelişimci'nin önemli bir yeri var.

Lisans derslerinden bahsedecek olursak, ilk yıl çocuk gelişimi ile ilgili giriş dersleri, psikoloji, biyoloji ve genetik, anatomi, antropoloji, sosyoloji gibi temel dersler ve matematik, türk dili gibi ortak dersler bulunuyor. Bunun yanı sıra çocuk gelişimi ile ilgili bazı seçmeli dersler de var. İkinci yıldan itibaren dersler daha çok gelişim alanları üzerine: bilişsel gelişim, dil gelişimi, motor gelişim, sosyal gelişim gibi. Aynı zamanda özel eğitim ile ilgili de zorunlu ve seçmeli dersler bulunuyor. Seçmeli dersler alanında hem bölüm içi hem de bölüm dışı kendinizi geliştirebileceğiniz pek çok ders seçme imkanına sahipsiniz.

Teorik derslerin yanı sıra pratik içerikli zorunlu stajlar da var. Bu dersler kapsamında okul öncesi kurum, özel eğitim kurumu, hastane ve ilgili sağlık kuruluşlarında staj yapma imkanı oluyor.

Dersler konusunda dikkat çekmek istediğim bir nokta daha var ki, bölüm hakkında bilgi almak isteyenler için önemli olduğunu düşünüyorum. Üniversite tercihleri sırasında bölüm hakkında bilgi sahibi olmayan bazı kişiler bana sürekli dikiş dikme, el becerileri konularında iyi olmam gerektiğini, derslerin ağırlıklı bu yönde olduğunu söylemişlerdi. Tabi ben bunu çok fazla dikkate almayıp bölümlerin web sitelerinden ders içeriklerine bakmıştım. Hem yaptığım araştırmalar hem de 3 yıllık eğitimim sonucunda derslerin gelişim ağırlıklı olduğunu gördüm. Bölümün sağlık bilimleri fakültesine bağlı olması da bu etkenlerden biri.

Öğrencilerin ve adayların karşılaşabileceği bir soru işareti ise, meslek tanımı ve iş imkanları üzerine. Yukarıda zaten iş imkanlarından bahsettik. Fakat size yakın çevrenizden, okul, dershane, komşu tarafından 'ana okulu öğretmeni mi olacaksın?' gibi sorular gelebilir. Siz de bu soru işaretini taşıyor olabilirsiniz. Bu ayrımı yapmak önemli, 'Okul öncesi öğretmenliği' Eğitim fakültesine bağlı iken, 'Çocuk Gelişimi' bölümü Sağlık Bilimleri Fakültesi'ne bağlı ve sağlık kuruluşlarında çalışma imkanına sahip. Tabi burada bahsettiğim Sağlık Bilimleri Fakültesine bağlı Çocuk Gelişimi Lisans Programları.




Biraz da Hacettepe Üniversitesi'nden bahsedersek,
Üniversite Sıhhiye ve Beytepe olmak üzere 2 kampüsten oluşuyor. Tıp, Diş Hekimliği, Eczacılık ve Sağlık Bilimleri Fakültesi Sıhhiye kampüsünde yer alıyor. Beytepe kampüsü ise daha çok üniversite kampüsü havasında. Sıhhiye de Hacettepe Hastanesi'nin de bulunması nedeniyle Beytepe kadar bir kampüs ortamı yok. Fakat kampüsün merkezi bir yerde olması da avantajlarından.

'Hacettepe' Çocuk Gelişimi'nden bahsedersek,
Çocuk Gelişimi Lisans programının en yüksek oldu

ğu üniversite Hacettepe. Bu imkan bize nitelikli bir akademisyen kadrosu, köklü bir eğitim yapısı sunuyor. Kız öğrenciler sınıfın büyük bir çoğunluğunu oluşturuyor. Eğer dilerseniz isteğe bağlı hazırlık da okuyabiliyorsunuz.

Bölümün bir de öğrenci topluluğu var: Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Topluluğu (HÜÇGET). Son yıllarda aktif olarak çalışan topluluk alanda kendinizi geliştirmeniz için de pek çok imkan sunuyor. Bunun yanı sıra üniversite, topluluk, gönüllü kuruluşlar tarafından düzenlenen kongre, seminer, kurs gibi ulaşabileceğiniz pek çok fırsat var. Yani burada okuyorsanız kişisel ve mesleki anlamda kendinizi ne kadar geliştireceğiniz size kalmış :)

Daha ayrıntılı bilgiye bölümün web sitesinden de ulaşabilirsiniz.
Bu bölümü tercih etmek isteyenlere bir önerim ise, bulunduğunuz şehirde çocuk gelişimci varsa gidip konuşabilirsiniz. Böylece yüz yüze konuşma imkanı bulup pek çok sorunuzun cevabını alabilirsiniz.


Şimdilik benim aklıma gelenler bunlar oldu.
Eğer aklınıza takılan başka sorular varsa yorum olarak bırakabilirsiniz.

Son olarak herkese önerim ise,
Çok okuyun, araştırın tercih yapmadan. Fakat her şeyden önce kendi iç sesinizi dinleyin. Siz ne istiyorsunuz, kendinizi nerede görmek istiyorsunuz. Sizin ne istediğiniz ailenizin, öğretmeninizin ya da komşunuzun ne istediğinden tabi ki de daha önemli. O yüzden her şeyden önce kendinize kulak verin. Olmak istemediğiniz bir mesleği sırf üniversiteye gitmek için tercih etmeyin. Tercihlere yazdığınız her üniversiteyi, bölümü içinize sinerek yazmaya çalışın.
Çünkü sevdiğiniz işi yaparsanız mutlusunuz.

Tercih yapacak herkese kolaylıklar dilerim :)

9 Mayıs 2016 Pazartesi

O2 Çocuk Laboratuvarı



14 Mayıs cumartesi günü ebeveyn, öğrenci, uzman ve çocuklarla ilgilenen herkes için dolu dolu bir etkinlik var:  'O2 Çocuk Laboratuvarı'

Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Topluluğu (HÜÇGET) tarafından düzenlenen etkinlik 'Hacettepe Üniversitesi Sıhhiye Kampüsü Kültür Merkezi Kırmızı Salon'da gerçekleşecek.

Nedir bu O2 biraz da ondan bahsedelim;
'Çocuğunuza O2 verin!' sloganıyla yola çıkan ekip etkinliğini 'Oynuyorum ve Okuyorum' üzerine oluşturuyor. Tam gün sürecek programın sabah oturumu 'çocuk ve oyun' konulu. Öğleden sonraki ikinci oturum ise 'çocuk edebiyatı' üzerine.

İlk oturumda 'çocuk ve oyun' konulu alan uzmanlarının yer aldığı bir panel var. İçeriği 'oyuncak seçimi, oyun terapisi, müzikli oyunlar' gibi konulardan oluşuyor. Sonrasında ise interaktif bir eğitim gerçekleşecek. Çocuk edebiyatı oturumunda ise 'Yaş dönemlerine göre kitap seçimi' konulu konuşma ve TÜBİTAK Meraklı Minik ekibi yer alıyor.

Herkese açık olan etkinlik için herhangi bir katılım koşulu gerekmiyor. Kayıt yaptırmanız yeterli. Program içeriği ise afişte yer alıyor.
Detaylı bilgi için,
Harun Taştemir 0505 696 2799
Merve Tayız 0 505 952 3886


Konuşma yapacak alan uzmanları;
Panel Başkanı,
Prof. Dr. İsmihan Artan
'Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı'


Panelistler,
Yrd. Doç. Dr. Saniye Bencik Kangal
'Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkan Yardımcısı'
(akademisyenanne)
Uzm. Sibel Özdemir
'Çocuk Gelişimi ve Özel Eğitim Uzmanı, Aile Danışmanı'
(uzmanannem)
Arzu Dinçer
'Uluslar arası Oyun Terapisti, Aile Danışmanı'


Çocuk Edebiyatı,
Doç. Dr. Arzu Yükselen
'Medipol Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı'
Bilge Karagöz
'Meraklı Minik Dergisi'


İlgilenen, merak eden herkesi etkinliğimize bekliyoruz :)