30 Ağustos 2012 Perşembe

Momo ~ Michael Ende

'Momo ya da zaman hırsızlarının ve çalınmış zamanı insanlara geri getiren çocuğun tuhaf öyküsü'

Momo bana Ebru'nun(morbaykuş) kitaplaşma etkinliğiyle gelen hediyesi. Önce gönderdiği kitaplardan Alamut'u okudum. Sonra araya bir Ahmet Ümit kitabı sıkıştırıp hemen Momo'ya başladım. Bu kitabı nasıl anlatsam bilemiyorum.

Çocuk kitabı olarak geçiyor aslında kitap. Ama aslında her yaştan insanın okuması gerekiyor. Michael Ende masal tarzı bir anlatımla günümüz modern toplumunu eleştirmiş. Nasıl anlatsam hani ne zaman birini aramak istesek, birine, bir yere gitmek istesek hep zamanımız olmadığından yakınırız ya. Hep iş güç peşindeyizdir. Yapacaklarımız hiç bitmez. Gündelik hayatın işlerinden sevdiklerimize zaman ayıramayız. İşte bunu çok güzel bir dille eleştirmiş yazar.

Masum, saf ve cesur bir küçük kız Momo. En büyük yeteneği dinlemek. Bu yüzden etrafında arkadaşları eksik olmuyor. Fakat zaman hırsızları 'duman adamlar' yüzünden etrafından arkadaşları bir bir azalmaya başlıyor. Ve Momo arkadaşlarını, tüm insanları kurtarmak için bir mücadeleye başlıyor.


''Zamandan tasarruf edeyim derken aslında başka şeylerden tasarruf ettiğinin kimse farkında değildi. Yaşamlarının gittikçe daha zavallı, daha tekdüze ve daha soğuk geçtiğini kavramak istemiyorlardı. Bu gerçeği sadece çocuklar, ta yüreklerinde hissettiler. Çünkü artık kimsenin onlara ayıracak zamanı yoktu.''

''Oysa zaman, yaşamın kendisiydi. Ve yaşamın yeri yürekti.''

''İnsanlar zamandan tasarruf ettikçe zaman azalıyordu.''

28 Ağustos 2012 Salı

Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm


Son günlerde artan Behzat Ç. hayranlığımın üzerine filmini de izlemeye karar verdim. Söz konusu olan film olunca diziye göre beklentim biraz arttı tabi. Ama beklentilerimi karşılayamayan bir filmdi. Sanki dizinin herhangi bir bölümüymüş izlenimi uyandırdı bende. Eğer yayınlanmaya devam eden bir dizinin filmi çekiliyorsa bir fark olmalıydı bence. 'Gerçi Behzat Ç. nin her bölümü ayrı bir film, o da ayrı bir konu'. Filmin sonu ise ayrı bir muammaydı. Bu arada sinema filmi olunca dizide bolca rastladığımız küfürler bu sefer sansürsüz.

Dizideki belli başlı oyuncular dışında, önemli rollerde yer alan Cansu Dere, Tardu Flordun ve Rıza Kocağolu vardı filmde. Cansu Dere seçimini kesinlikle yanlış buldum. O role yakışmamış, nasıl desem üstüne oturmamış eğreti durmuş. Her sahnesinde doğrulattı film bana bu fikrimi.

Diziden aldığım zevki almadım değil doğrusu, ama benim için bir film olarak vasattı.





26 Ağustos 2012 Pazar

Şeytan Ayrıntıda Gizlidir ~ Ahmet Ümit

İşte bir Ahmet Ümit kitabını da bitirmiş bulunuyorum.  Okumak isteyenler uzun soluklu bir roman beklemesinler. Şeytan Ayrıntıda Gizlidir'in türü de polisiye, fakat bu sefer bir roman niteliğinde değil. Kısa kısa polisiye hikayelerden oluşuyor kitap. Öyle olunca oturup 1 günde bitirebilirsiniz. Ya da bir roman havasında değil de gidip gelip arada bir hikaye okumak da daha fazla zevk verebilir.

Benim kitabın beğenmediğim yanı, başlıyorsun bir hikayeyi okumaya olay iyi güzel, sonra bir bakıyorsun pat katil birisi çıkmış. Roman olmayınca sürükleyiciliği kalmamış olayın. Bir soruşturma 3-4 sayfada sonuçlanıyor. O yüzden doyumluk değil tadımlık bir kitap oldu benim için. 

Kısacası mükemmel değil ama güzeldi.
Önerir miyim?
Evet ;)

23 Ağustos 2012 Perşembe

Fedailerin Kalesi Alamut ~ Wladimir Bartol

Okuduğum en sıra dışı kitap !
Okurken aklım çoğu şeyi kabullenmekte zorlandı fantastik geldi ilk başlarda
Ama okuduğum en fantastik kitap demiyorum kesinlikle, en sıra dışı.
Çünkü bu kitapta ne kişiler gerçeğin dışında ne de yaşanan olaylar, mekanlar...
Aksine tarihten bir kesit.
Çevresine dehşet saçan, akıl almaz fikirlere sahip, insanı hayrete düşüren, zaman zaman kanını donduran zaman zamansa bu nasıl bir zihindir ki böyle dahiyane fikirler aklına gelir diye içten içe tuhaf bir hayranlık beslediğim kişi; Hasan Sabbah.
Ve onun ulaşılmaz kalesi 'Alamut'

Katıldığım kitaplaşma etkinliğinde sevgili Ebru(mor baykuş) gönderdi bana bu kitabı. Bir kez daha teşekkür ediyorum Ebru'ya. Kitabı okuyunca bu konuda neredeyse hiç bilgim olmadığını öğrendim. Önce büyük bir istekle bitirdim kitabı. Yazara hayran kaldığımı da es geçmemeliyim. Yabancı bir yazar bu konuyu nasıl bu kadar yakından anlatabilmiş, her seferinde bir kez daha şaşırdım doğrusu. Başından sonuna kadar yazarın büyüleyici havası peşinizi bırakmıyor. Kitabı bitirdiğimde de kendimi o havadan kurtaramadım. Bu konuda tarihi anlamda pek bilgim olmadığı için bilgim romanla sınırlı kalmasın isteyip küçük çaplı bir araştırma yaptım bu konu hakkında.

Kitap bir tarihi kurgu niteliğinde. Gerçek bir olay ve kişiler üzerine kurulmuş olmasına rağmen öne çıkan bazı yanlışlıklar var mesela. Bunlardan en çok öne çıkanı kitapta bahsedilen Hasan Sabbah, Ömer Hayyam ve Nizam'ül Mülk'ün gençliklerine dayanan arkadaşlıklarından bahsedilmesi. Tarihçiler gerek kişilerin yaşlarındaki farklılığa, gerekse yaşadıkları yerlere bakıldığında bunun mümkün olamayacağını, bunu ispat eden bir tarihi vesikanın da olmadığını belirtiyorlar. Bu yüzden okurken bunları göz önünde bulundurmanızda fayda var. Ders, araştırma vs. kitabı değil sonuçta roman da, bu yüzden ben okuduğuma pişman olmadım. Çünkü yazar Hasan Sabbah'ı, onun kendi yarattığı cennetini, kalesini öyle güzel tasvir etmiş ki. Her şey bir bir canlanıyor gözlerinizde.

Ben şimdiye kadar bu kitapla karşılaşmadığıma üzüldüm. Ve okuduğuma pişman olmadım. Siz de es geçmeyin bence ;)

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Mor Baykuş'tan Gelen Paketim

İlk kitaplaşma etkinliğim oldu bu benim. O yüzden de heyecanım biraz fazlaydı sanırım. Son anda katıldım her şeyden bir tutam blogu nun bu etkinliğine ve iyi ki de katılmışım, iyi ki de böyle bir etkinlik yapmış dedim.

Etkinlikte mor baykuş blogunun sahibelerinden biri olan Ebru'yla eşleştik. 
Sevgili Ebru sağ olsun hiç bekletmeden gönderdi kitaplarını. Blogunun adına yakışan bir renkte özenli bir paket hazırlamış :)


Heyecanla paketimi açtım ve içinden bu güzellikler çıktı. İnce davranıp iki kitap yollamış hem de. Öyle güzel iki kitap seçmiş ki benim için. İkisini de önceden okumamıştım. Ve ilk anda ilgimi çektiler. Tabi ki bunda kitapların içlerine yazdığı o güzel notların da hakkını yememek gerek. Ve bu güzel pembe kalemi de eklemiş paketinin yanına. Kitaplardan biri Vladimir Bartol'un 'Fedailerin Kalesi Alamut', diğeriyse Michael Ende'ye ait olan Momo. Şimdiden birini okumaya başladım bile. Okur okumaz yorumlarımı paylaşacağım blogda. 


Yıllar sonra bile kitabın kapağını açtığımda bakacağım güzel notlar yazmış bana. Gerçekten de güzel bir hatıra olacak benim için, mutlulukla hatırlayacağım. 

Çok güzel bir etkinlik oldu bu benim için. Çok hoş biriyle tanışmış oldum böylece ve yeni kitaplarımla :)

Ebru'ya teşekkür ediyorum benim bu yazarları tanımamı sağladığı için ve güzel arkadaşlığı için :)

Tabi bu etkinliği yapan her şeyden bir tutam blogunun sahibesine de ayrıca teşekkürler :)

                                                                               
Ben de bugün kargoya verebildim sonunda paketi :)
Umarım kısa zamanda eline ulaşıp, onu mutlu eder :)







7 Ağustos 2012 Salı

Çalıkuşu


Aşkına rağmen gururlu bir genç kız. Deli dolu, rahat çoğu zaman ama bir o kadar da olgun. Her şeyi geride bırakmayı göze alıp o devirde kendi isteğiyle ve tek başına Anadolu'ya gidecek kadar cesur. Etrafındakilerin 'çalıkuşu' diye andığı Feride...

Olayı bilmeme rağmen izlemekten öyle büyük bir keyif aldım ki. Önceleri de trt de yayınlanmış ve izlemiştim ama aklımda kalmamış. Kitabını da henüz okuyamadım maalesef, listede öylece bekliyor. Özetiyle yetindik hep şimdiye kadar. Bugün birden trt de tekrar yayınlandığını gördüm. Şanslıymışım ki henüz yeni başlamış. Sabahları 10.05'de başlıyor. Sırf dizinin hatrı için erken uyanırım gibi geliyor bana.




Klasik kelimesini öyle hissettim ki izlerken bile. Hiçbir şey batmadı benim gözüme. Hevesle, heyecanla izledim.Normalde sonunu bildiğim filmleri, kitapları tercih edemiyorum. Ama bu sefer defalarca izlesem bıkmam dedim. Öyle güzel yazmış ki Reşat Nuri ve öyle güzel oynamış ki en çok da Aydan Şener.





Müziğiyse ayrı bir güzel tık tık
Diyorum ki izlemediyseniz izleyin, okumadıysanız okuyun
Hatta bir daha izleyin, bir daha okuyun :)


6 Ağustos 2012 Pazartesi

Cake Boss 'Pastacılar Kralı'




Uzun zamandır travel and living de bayılarak izliyordum. Sanırım şimdi discovery de çıkıyor. Geçenlerde trt hd de tanıtımını gördüm, sanırım ordan da yayınlanacak artık. Buddy her bölümde harika şeyler çıkarıyor ortaya. Her seferinde bu kadar mükemmel görünen bir şey ne kadar lezzetli olabilir ki diye düşünürken programın sonunda cevabımı alıyorum :))

Her bölümde kişiye özel pastalarla karşımıza çıkıyorlar. Doğum günü, yıl dönümü, mekan açılışı aklınıza ne gelirse artık. Pastanın hikayesini dinlemek de çıkan sonucu görmek de zevkli oluyor. Ailecek çalıştıkları bir mutfakları var. Ben izlerken keyif alıyorum. Belki sizin de ilginizi çeker :)

Bu muhteşem şeyler sadece birkaçı :)

   






3 Ağustos 2012 Cuma

Sultanı Öldürmek ~ Ahmet Ümit

'' Şahane bir aşk, çoğu zaman harcanmış bir hayat demektir. ''

Ahmet Ümit'in son çıkan kitabı Sultanı Öldürmek. Yine polisiye bir romanla karşımızda yazar. Adından ve kapağından da anlaşılacağı üzere, bu sefer daha çok tarih kokuyor roman.

21 yıl önce sevgilisi tarafından terk edilmiş tarih profesörü Müştak Serhazin. Onu seven adamı bırakıp kariyer peşinde koşan dünyaca ünlü tarih profesörü Nüzhet. Her ikisinin de hocası olan Tahir Hakkı ve asistanları. Başkomiser Nevzat ve ekibi. Ve döneme damgasını vurmuş bir padişah... Yine bir cinayet... Cevabı yüzyıllar öncesinde aranan bir soruşturma...

Ahmet Ümit bu sefer daha çok Osmanlı üzerinden yürütmüş kitabını. Pek çok bilgi ve pek çok olaya yer vermiş döneme dair. Tarih meraklıları bu kitaptan biraz daha fazla tat alacak bana kalırsa. Bu arada yazar bizi yine şaşırtan bir son hazırlamış diğer romanlarında da olduğu gibi.

Polisiye seven biriyseniz, biraz da tarihe ilginiz varsa okuyun derim :)

2 Ağustos 2012 Perşembe

Behzat Ç. 'Bir Ankara Polisiyesi'

Televizyonda tek bir bölümünü bile
izlemeyip sonradan sempati beslediğim dizi :)
Hep bir merak etmişimdir ama denk gelmedi. Yazın yapacak bir şey bulamamaktan sıkılırken diziyi en başından izlemeye karar verdim. Daha 3 bölümünü izledim ama sevdim ben. Bunda Erdal Beşikçioğlu'nun etkisi çok büyük tabii. Bölüm çapında sürükleyici ama daha çok dizi-film tadında olduğu için çok da bağlamıyor ekrana. Her bölüm de farklı soruşturma, farklı hikayeler... Bu yanını sevdim ben dizinin. En azından diğer bu tarz dizilere göre çok da hayalperest gelmedi bana. Behzat karakterini de sevdim. Çoğu kişinin belki farkında olmasa da ona ihtiyacı var, Behzat'ınsa sadece kızına. Polisiyeden tat alıyorsanız önerebilirim sizlere.

Duyduğuma göre dizi Emrah Serbes'in romanından uyarlamaymış. Yazarın daha önce kitaplarını okumadım. Ama diziyi fark etmeden önce kitaplarını listeme almıştım. İlgilenen varsa yorumlarınızı beklerim :)

Bu arada yazar bir başka röportajında Behzat Ç. romanlarının devamının geleceğini de söylemiş tık tık ;)

Okumak isteyenler için Emrah Serbes'in diziyle ilgili röportajı tık tık ;)

Ve yazarın kitapları için de buraya ;)