27 Haziran 2013 Perşembe

Başlangıç 'Inception'

Çok uzun zamandır izlemek istediğim filmi sınavların bitmesiyle izleyebildim sonunda. Daha izlemeden sürekli övgülerini alıyordum Inception'ın. İzledikten sonra da farkına vardım ki tüm bu övgüleri fazlasıyla hak ediyor.

Bilimkurgu türündeki filmin konusu rüya, bilinçaltı üzerine. Bu da benim ilgimi çeken bir diğer yön. Yorumları biraz daha netleştirmek için bir alıntıyla konusunu okuyalım filmin önce.

'Dom Cobb (Leonardo Di Caprio) çok yetenekli bir hırsızdır. Uzmanlık alanı, zihnin en savunmasız olduğu rüya görme anında, bilinçaltının derinliklerindeki değerli sırları çekip çıkarmak ve onları çalmaktır. Cobb’un bu ender mahareti, onu kurumsal casusluğun tehlikeli yeni dünyasında aranan bir oyuncu yapmıştır. Ancak, aynı zamanda bu durum onu uluslararası bir kaçak yapmış ve sevdiği her şeye malolmuştur.
Cobb’a içinde bulunduğu durumdan kurtulmasını sağlayacak bir fırsat sunulur. Ona hayatını geri verebilecek son bir iş; tabi eğer imkânsız “başlangıç”ı tamamlayabilirse. Mükemmel soygun yerine, Cobb ve takımındaki profesyoneller bu sefer tam tersini yapmak zorundadır; görevleri bir fikri çalmak değil onu yerleştirmektir. Eğer başarırlarsa, mükemmel suç bu olacaktır.
Ama ne dikkatle yapılan planlamalar, ne de uzmanlıkları onları, her hareketlerini önceden tahmin ettiği anlaşılan tehlikeli düşmanlarına karşı hazırlıklı kılabilir. Bu, gelişini sadece Cobb’un görebildiği bir düşmandır.
Olay yeri ise zihniniz.''




Sanırım bir şeyler oluşmaya başladı kafanızda. İşte böyle farklı bir kurguya sahip sıradışı bir film Inception. Rüya içinde rüya, zihin mimarisi, rüya paylaşımı... Öncelikle konu, sonrada bunun oldukça gerçekçi şekilde kurgulanması filmi daha etkileyici kıldı benim için. Ve beğendiğim filmler arasında yerini aldı Inception.

Eğer siz de bu türü seviyorsanız ve konusu ilginizi çektiyse vakit kaybetmeden izlemenizi öneririm :)



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder