8 Temmuz 2013 Pazartesi

Önce Kendini Dinle




Malum şu sıralar tercih döneminde olunca yine tercihle ilgili bir postla karşınızdayım. Bence tercih döneminde olan herkes okumalı bu yazıyı, belki biraz olsun sizi rahatlatabilirim. Çünkü bu süreçte hepimizin gergin, endişeli, telaşlı, stresli olduğu anlar olabiliyor. Hele ki bugün öyle sıkıntılı geçti ki benim için. Size dün de bahsettiğim gibi aslında kararımı vermiş olduğumu düşünüyordum. Ama öyle büyük sıkıntıya girdim ki bugün.

Dershaneye gittim, sonuçlar açıklandığından beri ilk defa. Şu an anlatırken bile gerildiğimi hissediyorum. İlk konuştuğum kişi rehber hocamdı. Kararın bana ait olduğunu söylemekle beraber kılavuzdaki başarı sırasına göre bölüm sıralaması yaptı hemen. Yani en yüksekten başlayıp düşüğe doğru giden bölümler. Bence bu son adımda yapılması gereken bir şey. Önemli olan dershanenin adını duyurmak olunca en yüksek yerlerden başlıyorlar, reklam amaçlı düşünüyorlar çoğu şeyi. En azından kendi çevremde tercih işlemlerinin bölümler hakkında bilgi vermek, tavsiyelerde bulunmaktan ziyade tamamen bir sıralama yapmak üzerine olduğunu söyleyebilirim.

Daha sonra yine dershaneden bir hocamla konuştum. Dershanede fikirlerine en değer verdiğim hocalardan biri. Daha yüksek yerler olabilecekken neden başka bölümler düşünüyorsun ki dedi. Ve diğer bölümler üzerinde de hiç mi hiç durmadı benim düşüncelerime rağmen. Üzerinde durmamayı da geçin bilmediği bir bölüm hakkında kendince olumsuz eleştiriler üretmeye başladı. Ne yazık ki bunun tek nedeni de bahsettiğim bölümlerin o alanda ilk ikiye girememiş olması.

Dershaneden keyifsiz, gergin, düşünceli bir şekilde çıktım. Sonra bir kapı daha çıktı karşıma. Tercih hizmeti de veren bir dernek. Her fikrin bir değeri olduğunu, duyacağım bir şeyin bile yararı dokunabileceğini düşününce hemen gittik. Sanırım günün hatası da buydu. Üniversite tercihi yapmak isteyen birine yardımcı olacak kişi Türkçe öğretmeni. Şimdi tercih hizmeti yapan bir yerde branş öğretmeni seni ne kadar yönlendirip, sana ne kadar yardımcı olabilir sorusu giriyor devreye. Zaten konuşmalarımız sırasında da fark ettim, 1 hafta içerisinde yaptığım araştırmalarla bile o bayandan daha bilgili olduğum aşikardı. Sonra geldik en sinir olduğum noktaya. Birden belli bir kesimin özel üniversitelerinden bahsetmeye başladı. Yok efendim diğerleri çok riskliymiş ama o üniversiteler çok rahat çok avantajlıymış falan falan. Zaten orada bitti konuşma benim için. Şu ülkede olaya tarafsız gözle bakabilecek bilgili insanlar yok mu, hiç mi denk gelmez bana. Tamam reklamını yaparsın ona itirazım yok benim. Ama sen binana kocaman tercih hizmeti veriyoruz yazmışsın. Oraya herhangi bir hoca oturtmuşsun. Kendisinin beni bilgilendirme konusunda hiçbir yapabildiği yok. Eminim bunu kendisi dahi fark etti. Bunların hiçbiri olmadan kalkıp bana reklamını yapmaya çalışıyorsun. Sen önce vadettiğin hizmeti ver, sonra oraya geç. Siz tahmin edin işte ne kadar gerildiğimi.

Son yerden de çıktığımda kendimi bıkmış, stresli hissediyordum ki üzerinde düşündüğüm bölümün mezunu bir çalışanla konuşma fırsatını yakaladım. Karşıma çıkan kişi hem düşündüğüm bölümü, hem de aynı üniversiteyi bitirmiş çalışan bir bayan. O an aklıma gelen ne varsa sordum. Sağolsun o da tatmin edici cevaplar verdi. En sonunda gerçekten bilen biriyle konuşmanın rahatlığını yaşayarak eve döndüm.

Şu an için dershaneye de tekrar gitmeyi düşünmüyorum. Evden yapacağım sanırım tercihimi de. Ve ben artık kararımı verdiğimi hissediyorum. Yine de hala araştırmaya devam edeceğim, önemli bir karar çünkü bu. İstediğim olur ve kazanırsam o bölüme içim rahat gitmeliyim.

Diyeceğim o ki, siz siz olun kendi kararınızı kendiniz verin Önce Kendinizi Dinleyin
Eğer gerçekten istiyorsanız ne dershanedeki hocanızın ne rehber öğretmeninizin ne de ailenizin, çevrenizin ne düşündüğünün bir önemi yok. Mutlaka onları da dinleyin, tavsiyeler alın. Ama unutmayın ki bazen, hele ki bu ülkenin şartlarında danışmanlık hizmeti adı altında çalışan kişiler gerçek anlamıyla bu işi yapamayabiliyor, her söylediği doğru olmayabiliyor.

Elinizdeki tüm fırsatları değerlendirin. O alanda çalışan yakınlarınız varsa onlarla görüşün, istediğiniz üniversite size yakınsa tanıtım günlerine katılın, okulların web sitelerini inceleyin, mezunlarına ulaşmaya çalışın. Size en büyük yardımı kendiniz yapacaksınız.

Ve önemli olan okuyacağınız yeri ekranda gördüğünüz an siz'in hissedeceğiniz mutluluk, başkalarının değil

8 yorum:

  1. Cidden tercihten zerre anlamayan insanlar beni daha çok sinirlendiriyor, umutsuzluğa sürüklüyor. Kendim oturup günlerdir inceliyorum önceki yıllarda kaç binle almış, ne kadar sıçramış bilmem ne diye daha tatmin edici cevaplar alıyorum. Tanıdıklarımın tanıdıklarına meslekleri hakkında sorular filan soruyorum. Yazında cidden çok doğru bir noktaya değinmişsin. Ayrıca durumu cidden çok kötü olan başarılı öğrencileri kendi dandik okullarına sokarak geleceklerine yazık ediyorlar çok kötü bir durum.

    YanıtlaSil
  2. Dediğin gibi umutsuzluğa sürüklüyorlar insanı
    Önemli olan da olayların bilincinde olup her söylenene kulak asmamak

    YanıtlaSil
  3. Stres yapmadan ve umutsuzluğa kapılmadan tercih sürecini atlatabilmek çok önemli... Ben tercih yaparken o kadar bunalmıştım ki, sonuç olarak "bitse de gitsek" modundaydım ve hata yaptım. Ne istediğini bilmek çok önemli tercih sürecinde. Umarım istediğin gibi olur her şey...

    YanıtlaSil
  4. Ben ilk kazandığımda kamu yönetimi değil de altındaki tercih geldiği için ağlayacaktım nerdeyse.

    Geçen sene de istediğim yeri ve bölümü kazandığım için mutluluktan gözlerim dolmuştu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne mutlu sana :)
      Benim de şu an en çok istediğim tercih sonucumu gördüğüm an aynı mutluluğu yaşamak :)

      Sil
  5. görmediğim bütün yazıları sondan başa okuyunca bunu da önceki yorumumdan sonra gördüm. saçma geldi şimdi o yazdığım yorum. tüh.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olur böyle şeyler, üstüne bir de tercih döneminin stresi eklenince :)

      Sil