28 Ocak 2013 Pazartesi

Uyumamak İçin

Çok uzun zamandır erkenden uyumamak için uğraş veriyorum. Sabah yorulunca geceleri de erkenden uykum geliyor. Hal böyle olunca hem hazırladığım programı yetiştiremiyorum, hem de aşırı geriliyorum bu yüzden. Yine de pes etmeyip her gece uğraş veriyorum. Bunlar da hepinizin bildiği basit uyumama formüllerim :))




Çay en büyük destekçilerimden biri. Bir süre önce günde en fazla bir bardak içen ben, şimdi tiryaki oldum diyebilirim. Özellikle yemekten sonra masanın 
başına oturup arka arkaya 3-4 bardak... İşe yaradığını düşünüyorum kendi adıma.















Enerji içeceğinin pek de faydası olduğunu söyleyemem. Yani 2-3 kez denememe rağmen işe yaradığını hissetmedim şimdiye kadar. Belki psikolojik olarak dersin başında durmamı sağlamıştır :))












Faydasını çok gördüğüm içeceklerden biri de nescafe. Fakat kendisi uykuyu açmaktan ziyade, eğer ortalama saat 11-12 ye kadar uyanık kalabilirsem, o saatten sonra uyanık ve dinç kalmam konusunda işe yarıyor.













Yine en büyük destekçilerimden biri Türk kahvesi. Akşam yemeğinden kısacık bir süre sonra ağırlık çökmesin, uyku basmasın diye. Yenilerde alışkanlık haline getirdim kahveyi. Çok da faydası oldu.










Odanın fazla sıcak olması bağ ağrısı ya da uykuya neden olabiliyor bazen. O zaman hemen pencereyi açıp odaya soğuk havanın girmesini bekliyoruz.


(Son iki resim için google görsellerden idare edeceksiniz artık :)) )








Gözlerinizin kapanmaya başladığını hissettiğiniz an hemen banyoya koşup soğuk suyu yüzünüze çarpıyorsunuz :)








Yazının sonunda çoğunlukla içeceklerden faydalandığımı fark ettim :))
Aslında tüm bunlar kendimiz istemedikten sonra hiçbir fayda sağlamayan şeyler. Son zamanlarda sürekli çok fazla uyumaktan yakınıyordum. Ve tek yaptığım yarım saat uykum geldi diye şikayet edip yatmaktı. Sanırım uykusu gelen tek kişinin ben olduğumu ve gece yarılarına kadar çalışan diğerlerinin özel bir yeteneği olduğunu falan düşünüyordum :D En azından artık zorluyorum kendimi. Her seferinde sınav sonrasını düşünüp motive olmaya falan çalışıyorum. Alışmam lazım yoğun çalışmaya, ilk sınavdan sonra çok kısa bir süre kalacak ve çok daha çabuk geçecek zaman.

Başka bir öneriniz varsa hiç beklemeden yazın sizde :))

27 Ocak 2013 Pazar

Güzel Olmaz Mıydı :)




Sizce de bu masada çalışmak çok güzel olmaz mıydı :)

21 Ocak 2013 Pazartesi

Liebster Blog Award

Kitap Kumbaram blogunun sahibesi beni bir ödüle aday olarak göstermiş :))
Bu toyluğuma, bloguma yeterince ilgi gösterememe rağmen beni aday gösterdiği için çooook çok teşekkür ediyorum kendisine :)



'Liebster Book Blog Award' ile adından da anlaşılacağı üzere favori kitap blogunu seçiyoruz. Kitap alanında öyle kapsamlı, bilgili bloglar var ki. Onların yanında benim blogum çok nacizane kalsa da bir yerden başlamak lazım. Bunun için kitap kumbaram bloguna tekrardan teşekkürler :)

Ödülün kuralları,
Kendimizle ilgili 11 şey açıklayıp izleyici sayısı 200 den az 11 bloga 11 soru soruyoruz.

Evet, bunlar benim hakkımdaki bilgiler :)

1) Dershane-ev arasında koşuşturan üniversite sınavına hazırlanan bir öğrenciyim :)
2) Bu yıl sınav dolayısıyla her ne kadar istediğim ilgiyi gösteremesem de kitapların yeri benim için bambaşka
3) En büyük hayallerimden biri istediğim kitaplığı oluşturabilmek :)
4) En sevdiğim renk kırmızıdır. Kırmızı bir şey gördüm mü dayanamam. Bu sevdayı abartmışlığım da vardır.
5) Bir kitapçıda saatlerimi harcayabilirim.
6) Kırtasiye merakım vardır. Harçlığımı ya kitapçı ya kırtasiyede harcarım.
7) Özel günlere çok önem verirken (doğum günü, yıldönümü vb.) sadece ticari amaç taşıyan günlerden (sevgililer günü, anneler günü vb. ) nefret ederim.
8) Çabuk sinirlenip çabuk yatışırım.
9) Gereğinden fazla plan program yaparım. Bu huyumdan bazen rahatsız olsam da vazgeçemiyorum bir türlü.
10) Kedilerden korkar, köpekleri çok severim.
11) İlkokulda okul içinde bir dergi çıkarıp editör olma hayalleri kurmuşluğum vardır.


Bunlar da Kitap Kumbaram'ın soruları,

1) Kaç yaşındasın?
Dolu dolu 19 :)
2) Uğuruna inandığın bir eşyan var mı?
Hiç olmadı şimdiye kadar.
3) En sevmediğin özelliğin?
Kararsızlığım olmalı. Hele bir de yanımdaki kişi de kararsızsa görün halimizi.
4) En sevdiğin kitap?
Pek çok kitap var aslında ama aklıma gelen ilk kitabı yazayım: İki Şehrin Hikayesi (Charles Dickens)
Konu, anlatım, kahramanlar... Her şeyiyle kusursuz bir klasik. Okumadıysanız daha fazla geç kalmayın derim.
5) En sevmediğin kitap?
Siz Seçimlerinizsiniz adlı kişisel gelişim kitabı. Bir kitabı yarım bırakmaktan nefret ederim, ama bu kitap bu kuralımı yıktı geçti.
6) Siyah mı, beyaz mı? (Neden)
Siyah. Herkese, her şeye yakışır.
7) Hayatta vazgeçemeyeceğin 3 şey?
Ailem, kitaplarım, 13 yıllık arkadaşım :))
8) Canan Tan mı, Elif Şafak mı, Ayşe Kulin mi? :)
Ayşe Kulin. Canan Tan'ın neredeyse her romanında kendini tekrarlamasını sevmiyorum. Elif Şafak'ın ise birkaç romanını çok beğenmeme rağmen eleştirdiğim yönleri de var. Ayşe Kulin'in ise içlerinde kitaplarını en az okuduğum yazar olmasına rağmen yeri bir başka.
9) Hediye vermek mi, hediye almak mı? :)
İkisini de çok seven biri olarak bu soruda seçim yapmak çok zor. Hediye almaya, sürprizlere bayılırım. Ama birilerine hediye alıp onların mutluluğunu görmek beni daha çok mutlu ediyor sanırım.
10) Bu yılki okuma hedefin kaç?
Özellikle vikitap da bu okuma hedefi olayını gördüğümde çok hoşuma gitmişti. Fakat bu yıl sınav nedeniyle bir hedef koymak istemedim kendime (Kendimi kitaba kaptırıp ders çalışmayı bırakan biri olunca bu mecbur oluyor maalesef)
11) Yazsaydın hangi yazar olmak isterdin?
Ahmet Ümit. Onun polisiye eserleri, engin bilgisi, İstanbul sevgisi... Bir Ahmet Ümit olamasam bile onunla bir İstanbul turu yapmak isterdim :)


İşte bunlar da benim sorularım :)

1) Küçükken ne olmak isterdiniz?
2) ''......'ya verdiğim paraya acımam'' dediğiniz bir şey var mı?
3) Sizi en etkileyen kitap?
4) Okumayı tercih etmediğiniz bir kitap türü var mı?
5) Okuduğunuz bir kitapta geçen unutamadığınız bir söz var mı?
6) Yazar olsanız hangi türde kitap yazardınız?
7) Okumaktan en çok hoşlandığınız kitap türü?
8) Çocukluğunuzda okuduğunuz bir kitap serisi var mıydı?
9) Hangi yazarla tanışmak isterdiniz?
10) Keşke filmi çekilse dediğiniz bir kitap oldu mu ?
11) Bir kitabın kahramanı olmak isteseydiniz hangisi olurdunuz?


Benim aday gösterdiklerim de,


İzleyici sayısında sınır olunca aday bulmak zor oldu benim için. Kitap Kumbaram blogunun sahibesine tekrar teşekkür ediyorum. Ben çok keyif aldım yazarken, umarım siz de okurken aynı keyfi alırsınız :)


14 Ocak 2013 Pazartesi

'Sil Baştan' Eternal Sunshine of the Spotless Mind



'Birini aklınızdan silebilirsiniz. Ama onu kalbinizden atmak başka bir hikayedir'

Ne zamandır listemde olan fakat bir türlü fırsatını bulamadığım filmi bu hafta sonu izleyebildim. Başrollerde Jim Carrey ve Kate Winslet olup filmin IMDB puanı da 8.4 olunca beklentim biraz yüksek oldu haliyle.

Filmin konusuna gelirsek, Joel ve Clementine'ın iki yıllık birliktelikleri var ve Clementine bu iki yılın sonunda hafızasından Joel ile ilgili tüm anıları sildiriyor. Joel bir şekilde bunu öğrenince aynı işlemin kendisine de yapılmasını istiyor. Fakat bu sırada aklına Clementine ile geçirdiği günler gelince pişman olup vazgeçiyor. Fakat bunun için artık çok mu geç?

Hafıza sildirme konusu olunca fantastik bir film olmuş biraz. Ama konu güzel, replikler akılda kalıcıydı. Filmin başlarında biraz kafanız karışsa da sonra toparlıyorsunuz. Fakat filmin sevmediğim kısmı öylesine ağır ilerliyor ve kopuk ki. Tamam filmi izlemeye başladınız gayet güzel gidiyor, farklı bir konu, iyi oyuncular falan. Sonu da güzel, iyi bağlamışlar. Ama bu ikisi arasında geçen süreç, bana sıkıcı geldi. Bu yüzden konu daha iyi işlenebilirdi bana kalırsa.
Oluşan bu olumsuzluğun nedeni belki beklentimi yüksek tutmam ve Jim Carrey'nin pek de komedi tarzında olmayan bir rolde oynamasıydı.

Bu yüzden önerim eğer izlemeyi düşünüyorsanız beklentinizi bu derecede yüksek tutmayın ve Jim Carrey'nin komedyen yanını bu film için unutun.



13 Ocak 2013 Pazar

Yeni Yılın Takvimi


Bu takvimi bulmak marketteki tüm Uykusuz dergilerini karıştırmama neden olduysa da buldum sonunda :)) Hemen astım bir güzel çalışma masamın yanına. Sınav tarihlerini de işaretledim olur da ders çalışma hissi uyandırırsa diye.


8 Ocak 2013 Salı

CM101MMXI Fundamentals


Fragmanını izledikten sonra gitme kararı aldığım Cem Yılmaz'ın şovuna gittim sonunda bugün. Doğrusunu söylemek gerekirse izlemeden önce tereddütlerim vardı. Sonuçta 2 saati aşkın bir şov, sinemada izliyorsun, bir de sinemalarda böyle bir gösterime alışık olmayınca... Haliyle o süre boyunca seyirci ayakta kalır mı nereye kadar güldürür gibisinden düşünmeden edemedim.

Fakat gösterimin sonunda tereddütlerim boşa çıktı ve Cem Yılmaz ustalığını bir kere daha kanıtladı benim için.

Yazının buradan sonrasının bir kısmı spoiler içeriyor. Demedi demeyin.
Gösterinin genelinde bel altı şakalar ağır basıyordu. Dönüp dolaşıp aynı yere geldi konu. Sanki çok da 'diz üstü' olmamıştı. Gerçi bir stand-up gösterisine gidiyorsanız bunu da biraz göze almanız gerek sanırım.

Üzerinde durulan bir diğer konu ise milletimizin İngilizce konuşma tutkusuydu. Bu tutku için gösterdiğimiz uğraşlar, düştüğümüz durum bu kadar özetlenemezdi. Şovmen bir de iletişim konusuna değinmiş. Eskiyle şimdiki teknolojinin kıyası, toplum üzerindeki değişim, teknolojinin getirdikleri götürdükleri...

Kısacası gülmek istiyorsanız mutlaka gidin derim. Ben bir an bile pişman olmadım :))

4 Ocak 2013 Cuma

İlk Kartpostallar


Bir heves kayıt olmuştum postcrossing'e. Çok zaman olmasına rağmen bir türlü gönderememiştim kartpostalları. Sürekli erteleyip durdum, ama sonunda verdim postaneye 5'ini birden :))
Hatta şansıma postanede beklediğim yerde kartpostallar varmış az da olsa, her çeşitten aldım birer tane, malum burda farklı kartpostallar bulmak çok zor.

Umarım kısa sürede yerlerine ulaşır da benimkiler de gelir :)