30 Haziran 2013 Pazar

Bisiklet Kazası




Tatile bisikletle başlamak isteyen iç ses'in hazin sonunu anlatacağım şimdi sizlere..

Yazın yapılacak en güzel şeylerden biri de bisiklete binmek bence. Hele ki akşam serinliğinde.

İşte bugün de böyle bir gündü. 1 saat boyunca bisiklete bindim hiçbir sorun yok. Eve girmeme kalmış 10 metre. Arabalar geliyor diye iyice kaldırıma yaklaştım öyle gidiyorum. Yolun ortasında da bir köpek. Arabadan ürküp kaçayım derken benim önüme çıktı birden. Öyle ani oldu ki. Hem o anki şaşkınlıkla hem de hiç vakit olmaması yüzünden fren sıkamadım. Bir tarafta araba, bir tarafta köpek, diğer yanım desen kaldırıma iyice yanaşmışım. Şimdi böyle uzun uzadıya anlatıyorum ama o kadar anlık oldu ki o an. Bendeki tepki bisikletten kendimi kaldırıma atmak gibi bir şey oldu ne yapacağımı bilemeyince. O an bisikletin ağırlığını kaldıramayınca bisiklette üzerime geldi. Nasıl olduysa o sırada dizim mahvoldu işte. Kanayan dizimle çocukluk günlerime döndüm resmen :)) Yerde ben ve bisikletim, bir yandan da kendisi de korkmuş köpek. Neyse ki dizim dışında ciddi bir sorun olmadı.

Eve geldiğimdeki acıyı unuttum, iyiyim şimdi. Hatta dizim düzelene kadar bisiklete binemeyeceğime üzülüyorum :))


27 Haziran 2013 Perşembe

Başlangıç 'Inception'

Çok uzun zamandır izlemek istediğim filmi sınavların bitmesiyle izleyebildim sonunda. Daha izlemeden sürekli övgülerini alıyordum Inception'ın. İzledikten sonra da farkına vardım ki tüm bu övgüleri fazlasıyla hak ediyor.

Bilimkurgu türündeki filmin konusu rüya, bilinçaltı üzerine. Bu da benim ilgimi çeken bir diğer yön. Yorumları biraz daha netleştirmek için bir alıntıyla konusunu okuyalım filmin önce.

'Dom Cobb (Leonardo Di Caprio) çok yetenekli bir hırsızdır. Uzmanlık alanı, zihnin en savunmasız olduğu rüya görme anında, bilinçaltının derinliklerindeki değerli sırları çekip çıkarmak ve onları çalmaktır. Cobb’un bu ender mahareti, onu kurumsal casusluğun tehlikeli yeni dünyasında aranan bir oyuncu yapmıştır. Ancak, aynı zamanda bu durum onu uluslararası bir kaçak yapmış ve sevdiği her şeye malolmuştur.
Cobb’a içinde bulunduğu durumdan kurtulmasını sağlayacak bir fırsat sunulur. Ona hayatını geri verebilecek son bir iş; tabi eğer imkânsız “başlangıç”ı tamamlayabilirse. Mükemmel soygun yerine, Cobb ve takımındaki profesyoneller bu sefer tam tersini yapmak zorundadır; görevleri bir fikri çalmak değil onu yerleştirmektir. Eğer başarırlarsa, mükemmel suç bu olacaktır.
Ama ne dikkatle yapılan planlamalar, ne de uzmanlıkları onları, her hareketlerini önceden tahmin ettiği anlaşılan tehlikeli düşmanlarına karşı hazırlıklı kılabilir. Bu, gelişini sadece Cobb’un görebildiği bir düşmandır.
Olay yeri ise zihniniz.''




Sanırım bir şeyler oluşmaya başladı kafanızda. İşte böyle farklı bir kurguya sahip sıradışı bir film Inception. Rüya içinde rüya, zihin mimarisi, rüya paylaşımı... Öncelikle konu, sonrada bunun oldukça gerçekçi şekilde kurgulanması filmi daha etkileyici kıldı benim için. Ve beğendiğim filmler arasında yerini aldı Inception.

Eğer siz de bu türü seviyorsanız ve konusu ilginizi çektiyse vakit kaybetmeden izlemenizi öneririm :)



Bin Muhteşem Güneş ~ Khaled Hosseini (Halit Hüseyni)

Bin Muhteşem Güneş okuduğum en güzel, beni en çok etkileyen kitaplardan biri oldu. Uçurtma Avcısı'nı bitirdikten sonra bu kitaba başladım. Sınav dönemi olmasına rağmen hızla ilerledi, çok çabuk bitti. Kitaba başlamadan önce okuduğum yorumlarda iki kitabın seri halinde olduğunu söyleyenler olunca arka arkaya okudum. Fakat siz henüz okumadıysanız böyle bir şeye pek de gerek yok. Çünkü olaylar birbirini takip etmiyor, sadece dönem aynı. İki kitapta da Kabil'in monarşi yıllarında yaşananlar anlatılmış.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki Bin Muhteşem Güneş, Uçurtma Avcısı'nı bir hayli gölgede bırakan bir kitap oldu benim için. Uçurtma Avcısı'da beni oldukça etkileyen bir kitaptı tabii ki de, fakat Bin Muhteşem Güneş ayrı bir etki yarattı bende, daha çok içimi sızlattı.

Gelelim kitapta anlatılanlara. Üzerinde durulan nokta Kabil'in monarşi yıllarını yaşayan Afgan halkı, özellikle de Afgan kadını. Hem yaşanan dönemden kaynaklanan zorluklar hem de kadın olmaktan. Leyla ve Meryem ekseninde gelişiyor olaylar.

Meryem bir harami. Hayatın acımasızlığı daha doğduğu gün yakasına yapışmış küçük bir kız. Kaderine boyun eğmiş, çoğu şeyden habersiz, tek mutluluğu babası.
Leyla ise ülke standartlarına göre daha rahat, eğitime önem veren bir aileye, babaya sahip. Meryem'le arasında oldukça farklılık var.

Kitap öyle güzel bir kurguya sahip ki iki farklı kişi, iki farklı yaşantı bir yerde kesişiyor ve asıl hikaye başlıyor.

O dönemi oldukça etkili yansıtan, kare kare gözler önüne seren bir kitap Bin Muhteşem Güneş. Öyle düşünüyorum ki siz de okuduğunuzda içinizin sızlamasına, öfkenize hakim olamayacaksınız.
Hala okumadıysanız listenize şimdiden eklemenizi öneririm ben :)



''Pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da daima, bir kadını gösterir. Her zaman. Bunu hiç unutma Meryem… Seninle benim gibi kadınlara hayatta yalnızca bir, tek bir marifet gereklidir, o da zaten okulda öğretilmez. O da tahammül. Sabretmek. Katlanmak. Sahip olduğumuz tek şey bu yeteneğimizdir… Bir erkeğin kalbi fesat, habir bir şeydir, Meryem. Bir ananın rahmine hiç benzemez. Kanamaz, sana yer açmak için genişlemez.''

''Daha çok küçüksün, biliyorum ama bunu şimdiden anlamanı ve iyice öğrenmeni istiyorum. Evlilik bekleyebilir, eğitim beklemez. Sen çok, çok zeki bir kızsın. Gerçekten öylesin. İstediğin her şey olabilirsin, Leyla. Seni tanıyorum. Ayrıca, bu savaş bittikten sonra Afganistan’ın erkekler kadar, belki daha da çok, sizlere gereksineceğini biliyorum. Çünkü bir toplumun, kadınları eğitimsiz olduğu sürece başarıya ulaşma şansı hiç yoktur, Leyla. Hiç yoktur.''

23 Haziran 2013 Pazar

Artık Huzurluyum




Huzur... Rahatlık... Mutluluk... 

Ve biraz da yorgunluk tabii

Sonunda hepsi bitti. Şu an aklımda ne sınav var ne sorular ne de tercihler...
Sadece büyük bir rahatlatma. Gerçekten koskoca bir yük kalktığını hissediyorum üzerimden.

Geriye dönüp bakınca çok çabuk geçti bu yıl diyorum, ama düşününce ne kadar da yoğun geçtiğini fark ediyorum. Her şeyiyle bitti ve artık bitmesi de gerekiyordu sanırım. Son haftalar herkesin tükendiği zamanlardı. Sürenin iyice uzaması, ısınan havalar, iyice yıpranan biz...

Çok güzel şeyler kazandırdı bu yıl bana. Güzel bir ortam, samimi birkaç arkadaş, hayatımda tanıdığım en iyi öğretmen... Hepsinin de sayesinde zor ama güzel bir yıl bıraktım geride.

Çoğunlukla hepimiz hissederiz ya sınav sonrası; o büyük çalışmanın sonunda bir boşluk, ne yapacağını bilememe, ders çalışmamaktan kaynaklanan suçluluk hissi... İşte bu sefer bunların hiçbiri yok bende. Son zamanlarda tatili resmen iple çektim. Ve aklımda bir sürü yapmak istediğim şey var. Okuyamadığım kitaplar, izleyemediğim filmler, uyuyamadığım saatler, yapamadığım tatil... Tüm bunlar için sabırsızlanıyorum.

Özlediğim bir şey daha var tabii ki: Blog. Özellikle sona bıraktım. Neredeyse 1 aydır yazı yazmamışım. Ama arada da olsa bloggerdan izlediğim blogları takip etmeye, gelişmelerle ilgilenmeye çalıştım. Çok fazla olay, tartışma, sorun... oldu. Her blog yazarı kendi bakış açısıyla tepkisini ortaya koydu. Olaylara sessiz kalmayıp bunu sadece düşünceleriyle belirtenler de vardı, fiilen de. Bir de karşılıklı münakaşalara girenler tabi. Gözlemlediğim kadarıyla (bana göre) oldukça mantıklı (ki burda kast ettiğim benim düşüncelerime uyması değil, karşıdakinin söylediklerinin haklılığından bahsediyorum) konuşanlar da vardı, olayı bir anda kutuplaşmaya çevirenler de. Ve beni en çok üzen tutum insanların ben/öteki kavramına bu kadar çabuk geçebilmeleri oldu. Ben fazla yorum yapmak istemiyorum bu konuda. Belki olayların en hararetli zamanında burada olsam kendimi tutamaz bir iki şey ifade ederdim, fakat hem olaylar hem de insanlar yatışmaya başlamış, sular durulmuşken tekrardan alevlendirmeye niyetim yok. Sonuçta bu blog iyi şeyler paylaşmak için açıldı. Dileğim herkesten bir parça anlayış, empati Hepsi bu

Sınav derdinden kurtulduğuma göre artık buralardayım :)
Blogu da yorumlarınızı da çok özledim :)
Bu arada gerek mailleri gerek yorumlarıyla sınav döneminde bana destek olan herkese çoook teşekkürler :))