28 Temmuz 2013 Pazar

Üniversite, Bölüm, Şehir, Yurt vs. (öneri, yardım)

Sınav stresi, sonuçların açıklanması, yerleştirme heyecanı derken hepsi bitti ve sıra başka şeyleri düşünmeye geldi. Artık yerleştiğime göre gideceğim yeri araştırma vakti. İnternet gerçekten faydalı oluyor bu konuda. Her sorumun cevabını bulamasam da henüz gidip göremediğim yerlerin, soramadığım soruların cevabını bir nebze olsun alabiliyorum. Yerleştirme sonuçları açıklandığından beri sürekli araştırıyorum. Aslında o kadar çok konu var ki. Bunların hepsi tabii ki yerleşen herkesin ortak soru(n)ları.

Tüm bu konularda sizin değerli fikirlerinize de çok ihtiyacım var.

Öncelikle üniversiteye gitmeden önceki önemli bilgiler. Giderken olması gereken şeyler. Yani ilk hazırlıklar...

Bir diğeri Ankara ile ilgili sorular. Ankara'da yaşam şartları nasıldır gibi. Ankara'da yaşayan ya da bilgisi olan herkesin fikrini bekliyorum. Çoğu kişi bu kadar takılma, sonuçta gidince öğreneceksin dese de ben gitmeden de biraz bilgi edinmek istiyorum.

Asıl konu ise Ankara'da üniversite, öğrenci hayatı... Avantajları, dezavantajları. Mutlaka bilinmesi gerekenler.

Bir diğer konu ise Çocuk Gelişimi Bölümü. Tercih döneminde, öncesinde, sonrasında o kadar çok araştırdım ki aslında bu konuyu. Ama her bir fikrin ayrı bir önemi var. Bu bölümle ilgisi olan, okuyan, bu alanda çalışan herkesin fikrine çok ihtiyacım var.

Gelelim yurt konusuna, yani beni en çok düşündüren konuya. Okuyacağım bölüm Sıhhıye'de. O yüzden oraya fazla uzak olmayan, ulaşım sorunu yaşamayacağım yurtlar çok önemli. Yurdun konumu, hizmetleri, ücreti... Eğer yurtta kalan ya da önceden araştırmış, bu konuda bilgisi olanlar varsa düşünceleriniz benim için çok çok önemli.


En küçük bilginin bile benim için çok önemi var O yüzden fikirleriniz ne olursa olsun paylaşmaktan çekinmeyin Hepsi benim için çok değerli :)

22 Temmuz 2013 Pazartesi

Nice Senelere Blog !




1 saat geciken bir yazı oldu dışarıda olunca, ama en azından gece bitmeden yayınlamak istedim. Blogumu açalı koskoca bir yıl olmuş. Açtığım zamanı hatırlıyorum. Yine tercih dönemleri, çok bunaldığım zamanlar... O zaman da sıkıntımı burada paylaşmıştım. Ve üzerinden bir yıl geçti. Yine yeri geldi sıkıntılı zamanlar ya da yaşanan güzel mutluluklar... Hepsinin sonunda blogumun da bir parçam olduğunu anladım. Sanki yaşadıklarımı burada sizlerle paylaşınca sıkıntılarımı hafifletip mutlu anlarımı ise daha bir güzel kılıyordum.

Bu bir yıl içerisinde beklediğimden de fazla büyüdük. Şu an 243 takipçim var. Ve bu çok güzel bir mutluluk. İlk açtığım zamanlarda kesinlikle tahmin edemezdim bu kadar büyüyeceğini. Ama artan her bir takipçiyle daha da güzel bir hal alıyor bu blog, daha fazla anlam kazanıyor.

Elimden geldiğince yaşadığım zorlukları, sıkıntıları paylaşmamaya çalışıyorum burada. Bu belki de bir kaçış mekanizması, bilemiyorum. Umarım güzel şeyler yaşar, güzel şeyler paylaşırım burada.

Beni takip eden, güzel yorumlarını esirgemeyen, zor zamanlarda destek olan bütün takipçilerime teşekkür ediyorum bu blogu daha değerli kıldıkları için :)


İyi ki varsınız
İyi ki bu blog var 

Nice Senelere Blog !

:)

17 Temmuz 2013 Çarşamba

Yaz İçin Harika Bir Etkinlik: Okuma Şenliği

Pinuccia harika bir etkinlik düzenlemiş kitap severler için. Kendi adıma en rahat kitap okuyabildiğim dönem yaz. Sınavlar, dersler derken bir kitabın başında saatlerce oturamıyordum. Ama yaz geldiğinden beri bunun acısını çıkarmaya çalışıyorum. Zaten bol bol kitap okuduğumuz bu yaz günleri için de çok güzel bir etkinlik olmuş Okuma Şenliği.

Aslına bakarsanız etkinliği ilk gördüğümde biraz çekinmiştim. 12 farklı madde var ve her bir madde için farklı kitaplar okuyorsunuz. Nasıl olur ki falan derken emin olamadım. Bir de evde okunmayı bekleyen yığılı kitap olunca. Sonra baktım duramayacağım iyice inceledim etkinliği ve kitaplarımın çoğunu da evdeki okunmayı bekleyen kitaplarımdan seçtim. Yazı okuyarak geçirecekseniz mutlaka bir bakın derim.


Katılmak isteyenler için bilgiler ''Pinuccia'nın Kitapları''nda ;)


İşte bu da benim okuma listem :)


5 puan: Yukarıdaki kuralların hepsini boş verip canının istediği herhangi bir kitabı okuyanlara.
Semerkant ~ Amin Maalouf (318 sayfa)

5 puan: Genel kural 200 sayfalık kitap okumak olsa da 150 sayfadan kısa bir kitap okuyanlara.
Çıplak Ayaklıydı Gece ~ Ahmet Ümit (104 sayfa)

10 puan: Okuduğu kitabın adında bir renk olanlara.
Beyaz Diş ~ Jack London (318 sayfa)

10 puan: Bir serinin ilk kitabı dışındaki bir kitabını okuyanlara.
Ateşi Yakalamak ~ Suzanne Collins (407 sayfa)
-Serinin ikinci kitabı-

15 puan: Kendisi dışında herkesin o kitabı okuduğunu düşünüp sonunda o kitabı kendisi de okuyanlara.
Açlık Oyunları ~ Suzanne Collins (384 sayfa)
-Herkes okuyup filmini bile izlemişken ben henüz başlayamadım bile-

15 puan: Yasaklanmış bir kitap okuyanlara.
Suç ve Ceza ~ Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (600 sayfa)
-Roman Rusya'da gerici olduğu öne sürülerek, Polonya'da ise kötümser olmasına dayandırılarak yasaklanmış-

20 puan: Esas mesleği yazarlık olmayan bir kişinin yazdığı bir kitabı okuyanlara.
Çalıkuşu ~ Reşat Nuri Güntekin (541 sayfa)
-Yazar her ne kadar romanlarıyla ün kazanmış da olsa asıl mesleği öğretmenlik olduğu için bu kitabın olacağınu düşündüm-

20 puan: Türü kurgu olmayan bir kitap okuyanlara.
Şehir Mektupları ~ Ahmet Rasim (388 sayfa)
-Eserin türü denemedir-

20 puan: Hiç görmediği bir ülkede olayların geçtiği bir kitap okuyanlara.
Ölümden Daha Derin ~ Tami Hoag (486 sayfa)

25 puan: 400 sayfadan uzun bir kitap okuyanlara.
Kinyas ve Kayra ~ Hakan Günday (567 sayfa)

25 puan: Romanın yazarı veya karakterlerinden birinin adı veya soyadı kendisininkiyle aynı olan bir kitap okuyanlara.
Baba, Oğul ve Kutsal Roman ~ Murat Gülsoy (Alınacak)
-Eserde 'Merve' isminde bir karakter yer alıyormuş. Fakat kitap konusunda emin olamadığım için bu maddeyle ilgili önerilerinize açığım :) -

30 puan: Kendi doğum yılında doğan veya ölen bir yazar tarafından yazılmış bir kitap okuyanlara.
Sineklerin Tanrısı ~ William Golding (Alınacak)


(Semerkant'ı okurken kitabın İstanbul'da da geçen bölümlerini fark ettiğim için Ölümden Daha Derin ve Semerkant'ın yerlerini değiştirdim)

16 Temmuz 2013 Salı

D&R Doğan Yayınları Kampanyası

Hepimizin bildiği Can Yayınları kampanyasını yapan D&R bu sefer de Doğan Kitap'a ait bir kampanya başlatmış. Doğan Kitap'a ait seçili kitaplar 5 tl. Sanırım bu kampanyanın en güzel imkanı da web sitesinden de kampanyadan yararlanabilmemiz. Çok fazla seçenek yok ama yine de bakmanızda yarar var derim. Bu arada pek çok güncel kitap da 9.90 tl. Ayrıca 25 tl üzeri kargo bedava olması da ayrı bir fırsat.


14 Temmuz 2013 Pazar

Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk ~ İskender Pala

İskender Pala, kitaplarını beğeniyle ve her seferinde bir şeyler öğrenerek okuduğum bir yazar. Bu kitabı da uzun zamandır kitaplığımda bekliyordu fakat ben biraz daha bekletmek istedim. İskender Pala'nın kitaplarını her ruh haliyle okuyamıyorum. Sanırım dili, üslubundan olacak ki okuyacağım zaman kafamın dinç olması, kendimi kitaba dikkatle vermem gerekiyor.

Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk Fuzuli'nin kaleminden yazılan ''Leyla ve Mecnun'' mesnevisini anlatıyor, el yazmasının dilinden hem de. Doğrusunu söylemek gerekirse başlarında pek de hızlı ilerlemeyen bir kitap oldu benim için Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk. Sonradan biraz da akıcı olaylar başladı ve daha hızlı ve zevkli ilerledi kitap.

Fuzuli'nin mesneviyi yazmaya başlamasının öncesinden, el yazması mesnevinin en son bulunduğu duruma kadar yüzyıllar süren uzun bir serüvene çıkıyorsunuz. Hem Osmanlı Devleti topraklarında hem de diğer ülkelerde geçen olaylar var kitapta. Mesnevi elden ele geçerek yüzyıllar geçiriyor farklı topraklarda, farklı ellerde. Kitabın en hoşuma giden kısmı ise ünlü divan edebiyatı sanatçılarından bahsedilmesiydi. Hatta onların da kitapta birer kahraman olmaları. Zati, Baki, Ali Şir Nevai, Taşlıcalı Yahya, Nabi, Nedim, Hayali, Şeyh Galip... Bazı bölümlerde onların da eserlerinden bahsedilmesi. Mesela Şeyh Galip'in ünlü Hüsn ü Aşk mesnevisi hakkında bilgiler. Bildiklerimi tekrar okumaktan hoşlanmak, bilmediklerimi merakla ve büyük bir istekle okumak... Kitabın bir diğer hoşuma giden yanı ise her bölümün başında bir şairin beyitine yer verilmesi ve günümüz Türkçesiyle de açıklanması oldu.

Kitaptaki esas konulardan biri de BUAM (Babil Uzay Araştırmaları Merkezi) ve yüzyıllar sonrasına devrettikleri miras. Bu hazinenin açığa çıkması için ''Leyla ve Mecnun''a gizlenen sırlar. Mesnevinin peşindeki hazine avcıları ve bilim insanları...

İskender Pala'nın anlatmakta usta olduğu divan edebiyatından zevk alıyor, bu edebiyata ilgi duyuyorsanız ihmal edilmemesi gereken bir kitap :)

11 Temmuz 2013 Perşembe

Azil ~ Hakan Günday

Deha ve delilik arasında seyreden bir hayat

Azil okuduğum ikinci Hakan Günday kitabı. Bence Hakan Günday'ı seven de çok sevmeyen de. Diğer kitabıyla ilgili yazımda da bahsettiğim gibi farklı bir tarzı var çünkü. Onun kitabını okumaya başladığınızda size çok karmaşık gelip tercih etmeme sebebiniz olabilir, ya da anlatımıyla sizi kendine çekip kitaplarının esiri de olabilirsiniz.

Son zamanlarda okuduğum en yoğun kitaptı. Eğer etkilendiğiniz yerlerin altını çizmeye kalkarsanız neredeyse tüm sözlerin altını çizebilirsiniz. Okurken çelişkiler olmuyor değil kafanızda. Asil kimine göre deli, kimine göre dahi.

Bu kitabı anlamaya çalışmak zor, en iyisi bir de kitaptan alıntıları okuyun siz.


''Asil Yaşayan, Adil Ölmez.''

''Asil yaşayan bir delidir. Anımsamadığı için geçmişi, umursamadığı için geleceği yoktur.''

''Sahip olduğun her bilgi, içinde çürüdüğün bir hücredir.''

''Ve delilerin canı, diğer insanlarınkinden farklı yanardı. Onlar, yanan canlarıyla ısınırlardı.''

''İnsanlık teorisinde, zararsızlık için ilk şart, bir meslek sahibi olmaktı.''

''Asla yalan söylemeyiz. Gerekirse, gerçeği değiştiririz. Söylediklerimize uysun diye!''


Umarım alıntılar biraz da olsa ipucu oluşturmuştur sizin için. Eğer hala Hakan Günday'ın kitaplarıyla tanışmadıysanız aklınızda bulunsun derim :)

8 Temmuz 2013 Pazartesi

Önce Kendini Dinle




Malum şu sıralar tercih döneminde olunca yine tercihle ilgili bir postla karşınızdayım. Bence tercih döneminde olan herkes okumalı bu yazıyı, belki biraz olsun sizi rahatlatabilirim. Çünkü bu süreçte hepimizin gergin, endişeli, telaşlı, stresli olduğu anlar olabiliyor. Hele ki bugün öyle sıkıntılı geçti ki benim için. Size dün de bahsettiğim gibi aslında kararımı vermiş olduğumu düşünüyordum. Ama öyle büyük sıkıntıya girdim ki bugün.

Dershaneye gittim, sonuçlar açıklandığından beri ilk defa. Şu an anlatırken bile gerildiğimi hissediyorum. İlk konuştuğum kişi rehber hocamdı. Kararın bana ait olduğunu söylemekle beraber kılavuzdaki başarı sırasına göre bölüm sıralaması yaptı hemen. Yani en yüksekten başlayıp düşüğe doğru giden bölümler. Bence bu son adımda yapılması gereken bir şey. Önemli olan dershanenin adını duyurmak olunca en yüksek yerlerden başlıyorlar, reklam amaçlı düşünüyorlar çoğu şeyi. En azından kendi çevremde tercih işlemlerinin bölümler hakkında bilgi vermek, tavsiyelerde bulunmaktan ziyade tamamen bir sıralama yapmak üzerine olduğunu söyleyebilirim.

Daha sonra yine dershaneden bir hocamla konuştum. Dershanede fikirlerine en değer verdiğim hocalardan biri. Daha yüksek yerler olabilecekken neden başka bölümler düşünüyorsun ki dedi. Ve diğer bölümler üzerinde de hiç mi hiç durmadı benim düşüncelerime rağmen. Üzerinde durmamayı da geçin bilmediği bir bölüm hakkında kendince olumsuz eleştiriler üretmeye başladı. Ne yazık ki bunun tek nedeni de bahsettiğim bölümlerin o alanda ilk ikiye girememiş olması.

Dershaneden keyifsiz, gergin, düşünceli bir şekilde çıktım. Sonra bir kapı daha çıktı karşıma. Tercih hizmeti de veren bir dernek. Her fikrin bir değeri olduğunu, duyacağım bir şeyin bile yararı dokunabileceğini düşününce hemen gittik. Sanırım günün hatası da buydu. Üniversite tercihi yapmak isteyen birine yardımcı olacak kişi Türkçe öğretmeni. Şimdi tercih hizmeti yapan bir yerde branş öğretmeni seni ne kadar yönlendirip, sana ne kadar yardımcı olabilir sorusu giriyor devreye. Zaten konuşmalarımız sırasında da fark ettim, 1 hafta içerisinde yaptığım araştırmalarla bile o bayandan daha bilgili olduğum aşikardı. Sonra geldik en sinir olduğum noktaya. Birden belli bir kesimin özel üniversitelerinden bahsetmeye başladı. Yok efendim diğerleri çok riskliymiş ama o üniversiteler çok rahat çok avantajlıymış falan falan. Zaten orada bitti konuşma benim için. Şu ülkede olaya tarafsız gözle bakabilecek bilgili insanlar yok mu, hiç mi denk gelmez bana. Tamam reklamını yaparsın ona itirazım yok benim. Ama sen binana kocaman tercih hizmeti veriyoruz yazmışsın. Oraya herhangi bir hoca oturtmuşsun. Kendisinin beni bilgilendirme konusunda hiçbir yapabildiği yok. Eminim bunu kendisi dahi fark etti. Bunların hiçbiri olmadan kalkıp bana reklamını yapmaya çalışıyorsun. Sen önce vadettiğin hizmeti ver, sonra oraya geç. Siz tahmin edin işte ne kadar gerildiğimi.

Son yerden de çıktığımda kendimi bıkmış, stresli hissediyordum ki üzerinde düşündüğüm bölümün mezunu bir çalışanla konuşma fırsatını yakaladım. Karşıma çıkan kişi hem düşündüğüm bölümü, hem de aynı üniversiteyi bitirmiş çalışan bir bayan. O an aklıma gelen ne varsa sordum. Sağolsun o da tatmin edici cevaplar verdi. En sonunda gerçekten bilen biriyle konuşmanın rahatlığını yaşayarak eve döndüm.

Şu an için dershaneye de tekrar gitmeyi düşünmüyorum. Evden yapacağım sanırım tercihimi de. Ve ben artık kararımı verdiğimi hissediyorum. Yine de hala araştırmaya devam edeceğim, önemli bir karar çünkü bu. İstediğim olur ve kazanırsam o bölüme içim rahat gitmeliyim.

Diyeceğim o ki, siz siz olun kendi kararınızı kendiniz verin Önce Kendinizi Dinleyin
Eğer gerçekten istiyorsanız ne dershanedeki hocanızın ne rehber öğretmeninizin ne de ailenizin, çevrenizin ne düşündüğünün bir önemi yok. Mutlaka onları da dinleyin, tavsiyeler alın. Ama unutmayın ki bazen, hele ki bu ülkenin şartlarında danışmanlık hizmeti adı altında çalışan kişiler gerçek anlamıyla bu işi yapamayabiliyor, her söylediği doğru olmayabiliyor.

Elinizdeki tüm fırsatları değerlendirin. O alanda çalışan yakınlarınız varsa onlarla görüşün, istediğiniz üniversite size yakınsa tanıtım günlerine katılın, okulların web sitelerini inceleyin, mezunlarına ulaşmaya çalışın. Size en büyük yardımı kendiniz yapacaksınız.

Ve önemli olan okuyacağınız yeri ekranda gördüğünüz an siz'in hissedeceğiniz mutluluk, başkalarının değil

7 Temmuz 2013 Pazar

Tercih Dönemi

Sonuçların açıklanmasının üstünden 1 hafta geçti, ben daha yeni yazmaya fırsat bulabiliyorum. O kadar çok şey birikti ki yazacağım. Aslında sürekli pc başındaydım. Ama her açtığımda tercih kılavuzuna bakıyordum, daha çok da istediğim bölümle ilgili bilgiler vs.

Sınava 2. kez girmeme rağmen asıl tercih dönemini bu yıl geçiriyorum diyebilirim. Sadece tercih de değil çoğu şey. Geçen yıl YGS'den sonra her şeyi bırakınca neyin nasıl geçtiğini anlamamış, ciddiyetinin farkına varamamıştım. İlk tercihlerde hiçbir tercih yapmamama rağmen ek tercihlerde gitme derdine düşmüş bölüm arıyordum. Sonra neyse ki bunun ne kadar yanlış olduğunun farkına vardım. Öylece de üstünden bir yıl geçti işte.

Güzel bir yıldı bu benim için. En azından şu an elimden geleni yaptığımı hissediyorum. Daha sağlıklı düşünebiliyorum. Sonuçların açıklandığı günkü heyecanımı anlatamam. O anı düşündükçe tercih sonuçları açıklandığında ne yapacağımı düşünüyorum :) Öyle üzüleceğim, canımı sıkacak bir sonuç gelmedi neyse ki de. Zaten ortalama tahmin ediyordum neler yapabileceğimi. Gelen sonuç da düşüncelerime yakın olunca her şey güzel geçti.

Ve geldik tercih dönemine. Sonuçların açıklandığı günden itibaren düşünürsek 18 gün. Belki uzun bir süreç bile. Gerçi önemli bir tercih bu. Belki de sağlıklı kararlar verebilmemiz, iyice düşünebilmemiz için iyi bir süre. Şimdiye kadar birkaç kişiyle konuştum, çok çok araştırma yaptım. En çok da tam da tercih dönemimde şehir dışından gelen psikolojik danışmanlık yapan bir ablam yardımcı oldu. Bu konuları bilen biriyle konuşmak gerçekten rahatlatıyor insanı. O kadar endişeliydim ki çünkü, oldukça da kararsız. Ve bunları yaşayan tek kişinin ben olduğumu sanıyordum. Ama konuştukça anladım ki ben kararımı vermişim aslında.

Şimdi önümde 10 günüm daha var. Bir yandan tam anlamıyla tercih listemi oluşturmaya çalışıyorum bir yandan da hala araştırıyorum. Bu dönemde de sizlere o kadar ihtiyacım var ki. İnsan her ne kadar kararlı olduğunu düşünse de bazen umutsuzluğa kapılabiliyor, kafası karışıyor. Ama birisiyle dertleşmek, birinin tek bir sözü seni rahatlatabiliyor. Umarım bu 10 gün de stressiz, huzurlu geçer.

Sonra da bekle bakalım tercih sonuçları açıklansın diye :)