24 Şubat 2014 Pazartesi

Yaşama Yolculuk 'Anne Karnında Yaşamın Öyküsü'

'Yaşama Yolculuk' bebeğin ilk oluşum anından doğuma kadar geçen süreyi her detayıyla anlatan harika bir belgesel. National Geographic tarafından hazırlanan bu belgesel 2.6 milyon Euro bütçe ve 2000 günlük yapım sonucu oluşturulmuş. En ileri teknoloji ile hazırlanan belgesel 3 boyutlu görüntülerden oluşuyor.

Yumurtanın rahme yerleşmesinden başlayıp doğuma kadar geçen süre içinde bebeğin tüm gelişim aşamaları hakkında bilgi veriliyor. Boyu, ağırlığı, sistemlerinin oluşumu, annesiyle arasında kurduğu bağ...

Fizyolojik gelişimi içeren pek çok bilginin yanı sıra annenin hareketlerine verdiği tepkiler, anneden aldığı besinlerin ona etkisine kadar çoğu dikkatimizi çekecek bilgi de var.


Tüm bu bilgiler bize aktarılırken hepsini izleyebilmek en harika duygu bence. Hem bilgileri daha çabuk kavrıyor hem de bu mucizenin nasıl gerçekleştiğine tanık oluyoruz.

Belgeseli izlerken pek çok bilgiyi öğrenmemin yanı sıra çok da etkilendim. Daha dünyaya gözlerini bile açmadan öyle büyük bir gelişim gösteriyor ki.

Görsel açıdan beni fazlasıyla tatmin eden bu belgeseli içerdiği bilgiler yönünden hem konunun tüm ilgilileri, içlerinde nasıl bir dünya harikası taşıdıklarını görmeleri adına tüm anne adayları, sadece bu mucizenin oluşumuna tanık olmak için bile bence herkes izlemeli.



10 Şubat 2014 Pazartesi

Gerçekten Beni Duyuyor Musun? ~ Leyla Navaro

Leyla Navaro'ya ait 'Gerçekten Beni Duyuyor Musun?' çocuk gelişimi üzerine yazılmış bir kitap. Kitapta gelişimsel ögelerden daha çok çocuğun eğitimi ve onu doğru şekilde anlama yolları üzerinde durulmuş.

Yazar hakkında kısa bir bilgi verecek olursak; Leyla Navaro, İstanbul Üniversitesi Psikoloji Lisans, Boğaziçi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık Yüksek Lisans mezunu. Kurucusu olduğu bir Eğitim ve Danışmanlık Merkezi var.

Kitap 9 ana bölümden oluşuyor. Çoğu bölümde ebeveynlerin kendilerini değerlendirmelerine yönelik alıştırmalar ve kurgu hikayeler bulunuyor. Kitapta üzerinde durulan en önemli noktalardan biri de çocuğun boy seviyesine inip göz kontağı kurarak iletişime geçmek. Yine buna dair yapılan ebeveyne yönelik empati kurma çalışmaları mevcut.

Şimdi kitabın her bölümüne daha yakından bakmaya çalışalım:

İlk bölümde, 'mükemmel anne' olgusu üzerinde duruluyor. Bu olgunun herkesin düşüncesinde nasıl kalıplaştığı ve annelerin içine düştükleri çıkmaz anlatılmış.

İkinci bölümde, çocuğun düşüncelerini önemsemeyerek kendi fikirlerimizi dikte ettirmeye çalışmanın zararları anlatılıyor. Bu tutumun çocuğun öz güvenine hasar verdiği ve bunun sonucunda çocukta kızgınlık, öfke, içerleme, isyan, nefret, kendini küçük görme ve güvensizlik duyguları açığa çıkıyor. Üzerinde durulan bir diğer konu da ebeveynin kendini çocuğun yerine koyarak düşünmesinin önemi.

Üçüncü bölümde, disiplin ve ceza kavramları karşılaştırılıyor. Ödül ve cezanın ne yönde kullanılması gerektiğinden bahsediliyor. Ebeveynin çocukluğuna dönmesi ve empatiye yönelik alıştırmalara yer verilmiş. Takdir etmenin önemiyle istenmeyen davranışı önlemenin yolları anlatılıyor.

Kitabın dördüncü bölümünde, disiplin ayrıntılarıyla ele alınmış.

Beşinci bölümde ise çocuğun olumsuz davranışlarından ziyade olumlu davranışlarına yönelme ve tepki vermenin öneminden bahsediliyor.

Altıncı bölümde karşılaşılan sorunlara hemen çözüm getirmek yerine önce dinlemenin ve onu anladığımızı göstermenin gerekliliği anlatılıyor.

Yedinci bölüme gelindiğinde, çocuğa nasıl davranılması gerektiği, onu anlamanın yolları anlatılmış olup sıra gerçekten olumsuz ve durdurulması gereken bir davranışa verilmesi gereken tepkilere geliyor. Çocuğun davranışından duyulan rahatsızlığı ona nasıl dile getirebiliriz, bu sefer de biz ona kendi duygularımızı nasıl anlatabiliriz, bunun yolları anlatılıyor.

Sekizinci bölümde, anne ve babaların bu rollerini nasıl giydikleri, iyi anne baba olabilmek adına aşırı koruyuculuğa kaçabildiklerinden bahsediliyor. Ebeveynler için kendi rollerini nasıl yerine getirdiklerini sorgulamaları üzerine oldukça güzel bir bölüm olmuş.

Kitabın son bölümü olan dokuzuncu bölümde ise, karşılıklı güven konusu var. Bu bölümde kitapta tüm bahsedilenler toparlanıp çocuğa güven vererek daha iyi davranış geliştirmesine yardımcı olunacağı anlatılıyor. Davranışlarına verilen tepkiye göre çocuğun tutumu karikatürlerle de desteklenerek anlatılmış. Yazılanlardan yola çıkarak bizim tepkilerimizle çocuğun davranışlarını ne derece yönlendirebileceğimizi açıkça görüyoruz.

Kitabın sonunda bir de ek bölüm var. Bu bölümde 3-6 yaş çocuklarının gelişimsel aşamaları yazılmış. Hangi yaş çocuğunun hangi davranışlarda bulunabileceği, yaş grubunun hangi özellikleri yanında getirdiğini öğreniyoruz.

Gelelim kitaba genel olarak getirdiğim yoruma,

'Gerçekten Beni Duyuyor Musun' her ebeveynin okuyabileceği tarzdan ve hepsinin kendine bir pay çıkarabileceği bir kitap. Eğer eğitimciyseniz ve daha akademik bilgiler arıyorsanız bu kitap size yetmeyebilir. Kitap hem konu hem de dili yönüyle herkesin okuyabileceği sadeliğe ait.

Çocukların eğitimi ve davranışları üzerine bir şeyler öğrenmek, daha da önemlisi farkındalığa sahip olmak için önerebileceğim bir kitap Leyla Navaro'nun bu eseri.

4 Şubat 2014 Salı

Muhteşem Gatsby ~ F. Scott Fitzgerald

Muhteşem Gatsby ile tanışmam filmi ile oldu. Yorumları okurken kitaptan uyarlandığını öğrendim ve tabii ki önceliği yine kitaba verdim. Öğrendiğim kadarıyla kitabın ilk basımı 1925'te yapılmış. O yıllarda yazılan bir kitabı dönemin koşullarıyla değerlendirmek ne kadar zor olsa da, basım tarihini öğrenmem kitap hakkındaki bazı düşüncelerimi değiştirdi aslında.

Kitapta anlatılan dönem 1. Dünya Savaşı yılları. O dönemin sosyoekonomik yaşantısı üzerinde durulmuş ve Amerikan Rüyası'na eleştiri olarak yazılmış. Bu konuda pek bilgim olmadığından, fakat kitabın içeriğini de yansıtmak için okuduğum bazı bilgileri aktarmak istedim. Kitapta bazı semboller var. Bunlardan ikisi kitapta bahsedilen bölgelerden olan West Egg ve East Egg. West Egg, yeni aristokrasiyi; East Egg ise eski aristokrasiyi temsil ediyor. Gatsby, yeni zenginleri simgelemektedir. Diğer bir simge olan Dr. T. J. Eckleburg'in gözleri ise yazarın her seferde hatırlattığı Tanrı'nın her şeyi göreceği gerçeğini dile getiriyor. Yeşil ışık simgesi ise, Gatsby'nin hayalleri ve umutları, yani Amerikan rüyasıdır.

Gatsby, şöhreti herkes tarafından tanınan biri. Nick'in evinin yanında bulunan oldukça büyük ve gösterişli bir malikanede oturuyor. Gatsby bu evde büyük partiler düzenliyor. Partileri onu tanıyan tanımayan pek çok kişiye ev sahipliği yapıyor. Bu gecelerde misafirler tarafından Gatsby hakkında türlü türlü hikayeler yaratılıyor, senaryolar yazılıyor.

Kitaptaki olaylar Nick Carraway tarafından anlatılıyor. Roman ilerledikçe Gatsby ve Nick'i ortak noktada buluşturan Daisy gerçeği ortaya çıkıyor.

Değerlendirmemde her ne kadar daha çok siyasi yönünden bahsetmiş olsam da kitabı okurken bu yön daha geri planda kalıyor. Asıl ortaya konan Gatsby'nin şöhreti, zenginliği ve aşkı.

Sanırım öncelikle kitabın çevirisinden, sonra da ilk başlardaki aşırı durağanlıktan dolayı çok geç ilerledi kitap. Beklentimin yüksek olmasından dolayı sürekli bekledim kitabın akışına kapılmayı. Ama ne yazık ki bu kitap boyunca hiç gerçekleşmedi. Ortalarına geldiğimde olayların gelişmesiyle okumam biraz hızlanmış olsa da beklentimi hiç bir şekilde karşılamadı kitap.

Kitabın son kısımlarını, ilk bölümlerine göre daha başarılı buldum. Düğümün çözüldüğü bölüm, tüm o gösteriş, zenginlik, aşk... Bitirdiğimde bu final kısmıyla kitabı okuduğuma pişman olmadım tabii ki. Ama bahsettiğim gibi Muhteşem Gatsby beklentilerimi karşılayamayan bir kitap oldu.

3 Şubat 2014 Pazartesi

Şişir Beni ''Super Size Me''


Super Size Me, fast foodun hayatımızdaki yerini ve bedenimize etkilerini anlatmak için çekilen bir belgesel. Morgan Spurlock, bir ay boyunca her gün, günde 3 öğün McDonald's menüleriyle beslenir. Her geçen gün sağlığı bozulmaya başlar. Hem fizyolojik hem de psikolojik olarak olumsuz etkilenir. Son haftalarda durumu iyice kötüye gider ve doktorları tarafından bu uygulamaya son vermesi istenir. Fakat Spurlock 1 ayı tamamlar.

1 aylık uygulama öncesinde Spurlock'un tüm tahlil ve ölçümleri yapılıyor. 1 ayın sonunda tüm değerleri değişiyor, organları riske giriyor. Hatta doktorları değerlerinin tekrar eski hale dönmesinin neredeyse imkansız olduğunu söylüyorlar. Neyse ki Morgan çok uzun süre ve uğraşlar sonucunda eski sağlığına güç de olsa dönebiliyor.

Belgeselde Amerikalıların fast fooda olan bağımlılığı, ülkede yıldan yıla yayılan fast food çılgınlığı da anlatılıyor. Bunun yanı sıra fast food markalarına açılan davalar ve bunların sonuçlarına da yer verilmiş. Şirketlerin özellikle çocukları çekmek için yaptıkları oyun parkları, özel oyuncaklar, menüler...

Ülkemizde fast food alışkanlığı belgeselde anlatıldığı kadar yaygın olmasa da yine de bu tarz beslenmeye oldukça düşkün kişiler, hatta çocuklar var. Öyle ki bazen bakıyorum da bazı aileler gün boyunca çocuklarına bu tür hazır besinler verebiliyor. Gerekçeleri de çocuğun başka şey yememesi; belki de onlarında kolayına geldiği içindir. Aslında araştırsalar çocuklar için öyle güzel tarifler var ki, sırf bununla ilgili kitaplar, bloglar bile görüyorum. Özellikle gelişme dönemindeki çocuklar için çok sakıncalı bu tür hazır yiyecekler. O yüzden her seferinde bir kere daha düşünmek gerekiyor.

Eğer fast fooda düşkünlüğünüz varsa ve bundan rahatsızlık duyup bu alışkanlığınızdan vazgeçmek istiyorsanız, belki de bu film sizin için güzel bir bahane olabilir :)

2 Şubat 2014 Pazar

Kitap Okuma Işıkları Hakkında

Kitapseverler bilir bahsedeceğim durumu. Kitabı okuyamayacağınız ölçüde karanlık bir mekandasınızdır. Belki okuduğunuz kitabın çok sürükleyici bir yerinde kalmışsınızdır, belki boş oturmaktan sıkılmışsınızdır belki de canınız sadece kitap okumak istiyordur. Gece bir yere seyahat ediyor olabilirsiniz mesela, ya da çocuğunuz yanınızda uyuyordur ve kitabınızı onun yanında okumak istiyorsunuzdur. İşte böyle zamanlarda, tüketim çağının bizlere sunduğu bir ürün çıkıyor karşımıza: Kitap okuma ışıkları, gözlükleri...

Pek çok çeşidi var bu ürünlerin. Kitaba tutturulanlarından tutun gözlük şeklinde olanlarına kadar. Benim de ilgimi çekiyordu bunlar uzun süreden beri. Özellikle üniversiteye başlayıp yolculuklar artınca ve yurttaki odamda yalnız yatmayıp geceleri de canım kitap okumak istemeye başlayınca. Fakat öyle çok ürün var ki hangisi kullanışlı olur kararını veremedim. Aklımda ışıklı gözlükler olsa da hala emin değilim. Bu yazıyla da hem size görsellerle fikir vermek hem de sizin fikirlerinizi almak istedim. Kullanan var mı bu tarz bir ürün ? Hangisini kullanıp memnun oldunuz ya da olmadınız ? Önerilerinizi bekliyorum :)

1 Şubat 2014 Cumartesi

Beyoğlu'nun En Güzel Abisi ~ Ahmet Ümit

''Aşk, yaşamı; cinayet, ölümü sıradanlıktan kurtarır.''

Ahmet Ümit'in Everest Yayınları'ndan çıkan son kitabı Beyoğlu'nun En Güzel Abisi. Kitabın bu sefer de boyutu uzun. Fakat kapak tarzı değiştirilmiş bu kez. Yine de çok sevdim ben kitabın kapağını. Canlı, yazı şekli ilgi çekici.

Yine bir Ahmet Ümit klasiği ile karşı karşıyayız. Başkomiser Nevzat'ın çözmeye çalıştığı bir cinayet. Aynı ekip; Başkomiser Nevzat, Zeynep ve Ali. Bu sefer değinilen konu çok daha yakın bir tarihten. Gezi parkı olayları, sonrasında olayın etkisiyle yaşanan değişiklikler... Bir de konusu hiç kapanmayan batakhane, kumarhaneler, pavyonlar... Tarlabaşı'ndaki rant kavgası, mekanının delikanlıları, ağır abileri, ucuz bir mal olarak görülen kadınlar... Yaşadıkları aşklar, uğruna giriştikleri kavgalar, cinayetler...

Bu kitapta daha fazla ağır basan siyasi düşünceler, kitabın bu sefer biraz daha topluma mesaj içerikli olduğu hissini uyandırıyor. Aynı zamanda yazarın vermek istediği düşünceler bana biraz fazla masumane geldi. Evet bir olaya değinilmek istenmiş fakat yazılan şeyler olayın sadece iyi yanlarını yansıtmış bana göre. 

Tarlabaşı'ndaki rant kavgası üzerinde oldukça durulmuş kitapta. Semtin köklü tarihi, en eski ev sahipleri, evlerinden olacak olan aileler ve dükkanları riske giren esnaflar... Bir de bu işten karlı şekilde çıkmaya uğraşan yer altı dünyası var tabii.

Kitapta bizi en çok etkileyen kişilerden birkaçı da yaşamlarını Tarlabaşı'nın sokaklarında, yıkılmaya yüz tutmuş evlerinde sürdüren sokak çocukları: Keto, Musti, Pirana. Onların hazin yaşamları...

Biraz tarih var, biraz aşk, biraz cinayet. Yine sizi alıp götüren bir Ahmet Ümit romanı. Yazarı okurken sadece bir cinayeti çözmeye çalışmıyor, aynı zamanda tarihin, insanlığın, bildiğimiz tüm o değerlerin en derinlerine doğru bir yolculuğa çıkıyorsunuz.

Ahmet Ümit bu kitapta bir de sürpriz hazırlamış okurlarına. Şimdi ipucu vererek olayın heyecanını yok etmek istemem. Kitabı okuyunca yazarın diğer kitaplarından farklı olarak bu kitabında yaptığı bir detayı fark edeceksiniz.

Belki her kitapta artan beklenti nedeniyle belki de yazarın diğer romanlarına göre bu romanında yaptığı değişiklerden dolayı bazı yönleriyle içime sinmeyen bir kitap olsa da okumaktan çok keyif aldığım, her satırında Ahmet Ümit okumayı ne kadar özlediğimi hissettiğim tatta bir roman oldu Beyoğlu'nun En Güzel Abisi.