13 Eylül 2014 Cumartesi

Kitaplığınızdaki En İyi 10 Kitap Kapağı





Uzunca bir aradan sonra mimlendim. Hem de Kitap Yorumları tarafından bu kitap dolu mim için :)

Bu mim'i diğer bloggerlarda okuduğumda ne kapaklar gördüm öyle. Sanki hepsi birer tablo. Sonra ben de mimlenip kitaplığıma bir göz atınca içerik olarak zengin bulsam da öyle tablo gibi kitap kapakları bulamadım :)

Elime aldığımda kapağıyla ilgimi çekip hoşuma giden kitaplarımı bu mimde toplamaya çalıştım :)


1) Uçurtma Avcısı


Daha kapağına baktığınızda sizi saran bir kitap Uçurtma Avcısı. Hem ilk gördüğünüzde hem kitabı bitirdikten sonra insanın içinde bazı kıpırdanmalara yol açıyor bu kapak.


2) Beyoğlu'nun En Güzel Abisi


Belki Ahmet Ümit'i çok sevmem belki de diğer kitaplarının kapaklarına kıyasla daha canlı daha sıcak bir kapak o yüzdendir; bu kitap kapağını ayrı bir seviyorum.


3) Bir Nefes İstanbul


Yine canlı bir kapak daha. Her yerden her kesimden insanı barındıran İstanbul. Siz deyin İstanbul hayranlığı, ben diyeyim kompozisyonun güzelliği.


4) Olasılıksız




Yalnızca iki renkten oluşan ama çizimiyle etkileyici bir kapak Olasılıksız'ın kapağı. 


5) Bir Soru Bir Aşk



Henüz okuyamadığım ama bende romantik/dram film afişi etkisi uyandıran kitap kapağı. 


6) Böğürtlen Kışı



Sarah Jio'nun kitapları daha kapağını gördüğünüzde sizi etkisine alıyor.


7) Tahran'ın Damları



Kurgusuyla, yaşandığı bölgeyle beni etkileyen kitap Tahran'ın Damları. Kapağıysa rengiyle bile güzel.


8) İlk Gece


Rengi bile yeter sevmek için :)


9) Kaç Zil Kaldı Örtmenim?



Bir çocuğun kaleminden gösterilen bu kapaksa kitabı okuduktan sonra içinizde daha buruk duygular bırakıyor.


10) Canım Aliye Ruhum Filiz



Belki çok sade ama özellikle kitabı okuduktan sonra içimde sıcacık duygular uyandıran Sabahattin Ali'nin kitabına ait kapak.


Kitap Yorumlarım'a bu güzel mimi için teşekkürler :)




11 Eylül 2014 Perşembe

Tatilde Son Günler



Bahar günlerinin yeri oldum olası ayrıdır benim için. Hele ki sonbahar. Yazın kavurucu sıcakları biter, tatlı tatlı rüzgar esmeye başlar. Bu yaz da sıcaklardan bunaldıkça eylül ayının gelmesini bekledim durdum.

Sonra ne oldu: Eylül geldi. Bu sefer bende bir telaş, bir stres.

Yaz bitti, tatil de bitmek üzere.
Deniz sezonu kapanıyor.
Yazlıklar yavaş yavaş kalkmaya başlayacak, mevsimlik kıyafetler çıkmaya başlasın.
Okul açılıyor. Yeterinde dinlendik mi, hazır mıyız yeni sezona?

Ankara'yı özledim, okulu da öyle. Ama bir yandan da denizi, bu tatlı havayı bırakıp gitmek istemiyorum.

O halde kalan yaklaşık 10 günü dolu dolu geçirmeli.

Son birkaç kere daha denize gitmeli.
Ankara'ya dönmeden buradaki arkadaşlarla son buluşmalar yapılmalı.
Evin tadı son dakikasına kadar çıkarılmalı.
Anne yemeklerinin tadına doyulmalı.

Mutlu, huzurlu, verimli bir sezon bizi bekler :)

1 Eylül 2014 Pazartesi

Kukla ~ Ahmet Ümit

Önceden de pek çok kez dile getirdiğim gibi Ahmet Ümit'in romanlarını, hikayelerine kıyasla daha çok severim. Yazarı keşfettiğimden beri yeni bir kitabı çıktığında hemen o gün alıp okumak isterim. Fakat daha eski, okumadığım romanları için durum başka. Her seferinde elim gider, ama biraz daha bekletirim daha sonra okuyayım diye. Çünkü her zaman okuyabileceğim bir Ahmet Ümit romanı olsun isterim. Belki tuhaf bu duygu, ama yazarın dilini fazlaca sevdiğimden kaynaklanıyor sanırım. İşte Kukla da bunlardan biriydi. Uzun zaman kitaplığımda bekledikten sonra Ahmet Ümit okuma isteğim sarınca başladım okumaya.

Kitabın başkahramanı Adnan. Sıklıkla söz edilen diğer kişi ise Adnan'ın yıllardır karşılaşmadığı üvey kardeşi Doğan. Adnan başarılı bir gazetecidir, fakat zamanla kendini alkole vererek hem işini hem de ailesini kaybeder. Uzun yıllar görüşmediği üvey kardeşi Doğan'la karşılaşmasıyla hayatı değişir. Yeniden hareketli günlerine dönmeye başlar. Pek çok siyasi ve gizli işlere bulaşan Doğan aracılığıyla, Adnan'da kendini bu entrikaların içinde bulur. Artık istese de eski yaşantısına dönme şansı kalmamıştır.

Doğan'a gelirsek gençliğinden bu yana yasal/yasal olmayan pek çok görevde bulunmuş biri. Gün gelmiş hayatı pahasına savunduğu örgütten vazgeçmiş, çok güvendiği yerlerden büyük tokatlar yemiş, her seferinde başka yerlere savrulmuş. Ama yalnız başına karar vermeyi öğrenmiş. Kararları sonucu birçok hata yapan, bunların sebeplerini bazen kendinde, bazen çocukluğunda yaşadıklarında bulan biri Doğan. Peki Kukla kim? Adnan mı, Doğan mı?

Kitabın arka kapağında ''...Ergenekon'un yıllar önce yazılan romanı.'' ifadesi bulunuyor. Derin devlet, gizli teşkilatlar, mafya, polis... Her birinden bahsedilmiş romanda. Doğan'ın hayatını öğrenirken, yazarın gözüyle bu yapıları da inceliyor okuyucu tek tek.

Ahmet Ümit sadece devleti, siyasi yapıları anlatmıyor kitapta. Aynı zamanda Adnan ve Doğan'ın yııllar öncesine dayanan ortak yaşantılarından da bahsediyor. İki üvey kardeşin birbirlerinin hayatlarına ne şekilde yön verdiklerini, nasıl unutulmaz izler bıraktıklarını okuyoruz romanda.

Yazar kitabın sonlarına kadar yine bir soruyla baş başa bırakıyor bizi polisiye romanında. Kitap bittiğinde yine şaşırtıcı bir sonla açığa kavuşuyor her şey.

Ahmet Ümit'in diğer romanlarıyla kıyaslayınca, Kukla kurgu yönüyle biraz daha yoğun geldi bana. Tek bir cinayetin üzerinde durmamış, daha karmaşık bir olay örgüsü seçmiş bu kez yazar.

Ahmet Ümit severler için okumadan geçmeyin diyeceğim bir roman Kukla :)