30 Aralık 2014 Salı

Yeni Yıl Dilekleri

2014'ün bitmesine saatler kala bir 'Yeni Yıl Dilekleri' yazısı da benden :)


2015'ten isteklerim,

- Öncelikle dopdolu bir yıl olsun. Bittiğinde ne çok şey yapmışım diyebileyim.

- Bol bol kitap okuyayım. Kitaplığımdaki okumadığım tüm kitapları bitireyim.

- 2-3 yıldır sabitlenip kalmış, fazla olduğunu düşündüğüm o 5 kiloyu artık vereyim.

- Sporu düzenli hale getireyim.

- Bir de okul hayatı var tabii. Bol A'lı bir transkript gelsin.

- İçerisinde olduğum, olacağım, hiç aklımda olmayan bir sürü projeyi başarıyla bitireyim.

- Bu yaz hayatımın en harika tatilini yapayım.

- Arkadaşlarıma daha çok vakit ayırabileyim.

- Bu yılın tembelliğini üstümden atıp her işimi günü gününe yapabileyim.

- İç huzurumun hiç eksilmediği, sağlıklı, neşe dolu, musmutlu bir 2015 olsun :)


Benim 2015'ten dileklerim şimdilik bu kadar. Seviyorum böyle bir kenara yazmayı. Yıl bittiğinde dönüp neleri başarabildiğime bakmak hoşuma gidiyor :)

Herkese bol gülümsemeli Mutlu Yıllar !

18 Aralık 2014 Perşembe

Mart Menekşeleri ~ Sarah Jio

Sımsıcak bir kitap. Bir o kadar sıcak da yazarı. Henüz Sarah Jio ve kitapları ile tanışmadıysanız en yakın kitapçıya gidip bir kitabını edinin :)

Kitaplarını okumadan önce bir ön yargım vardı. Her kitapçıda, avm de bulunan popüler romanlardan, kapağı süslü, içi boş kitaplardan olmasından korkuyordum. O yüzden pek ilgilenmemiştim. Sonra okuduğum kitap yorumları fikrimi değiştirmeye başladı ve yazarın üç kitabını birden aldım ve hepsi de bir çırpıda bitiverdi.

Kitabın konusuna gelirsek;
Yazar Emily, kocasının kendisini aldattığını öğrenince yengesi Bee'nin yanına, Bainbridge Adası'na gider. Mart ayını orada geçirmeye karar verir. Yengesinin evinde, kaldığı odanın çekmecesinde 1943 yılına ait bir günlük bulur. Kendini tutamayıp gizlice okumaya başlar ve bir aşk hikayesiyle ailesinin sırlarına tanık olur.

Kitapta geçmişe dönüşlerle dokunaklı bir aşk hikayesini, bir ailenin gizemli öyküsünü, Emily'nin yeniden başlayan hayatını okuyorsunuz. En güzel yanlarından biri de geçmişe dönüşlerle bugünkü kişiler arasında bağlantı kurma. En çok bu özellik sayesinde, kitap son ana kadar okurunu ayakta tutuyor bence. Aynı anda iki farklı kuşağı düşünüyor, ikisinin aşkını okuyor, her biri için ayrı sevinip üzülüyorsunuz.

Sade dili, sürükleyici anlatımı ve kurgusuyla beğendiğim bir kitap oldu.

Sarah Jio ile tanışmanız için iyi bir karar Mart Menekşeleri :)

11 Aralık 2014 Perşembe

Sonuncu ~ Tahsin Yücel

Büyüklüğü nedeniyle kimsenin dikkatinden kaçmayan bir kitap 'Serencam'. Selami Bey'in hayattaki tek amacı. Yazılması yaklaşık kırk yıl sürmüş, baskısı tek olan, 27 bin sayfa, kimsenin başından sonuna okuyamadığı kitap. Bazen birileri sadece kitabın boyutunu görmek için geliyor, bazen de kitabı bitirmek için başına ciddiyetle geçenler oluyor.

'Sonuncu' aslında Serencam'ın yazılış öyküsü diyebiliriz. Sadece yazarını da değil tüm aileyi etkiliyor yazılış öyküsü. Hatta sonraki kuşakları bile. Bazıları Serencam'ı Selami Bey'in için oyalanacağı bir oyuncak olarak görüyor. Bazıları ise yazın dünyasının en önemli yapıtı olacağını.

Serencam'ın yazılış serüveni pek kolay olmuyor tabii. Selami Bey yeri geliyor günlerce odasına kapanıyor. Ailesinin yanına bir dakika olsun çıkmıyor. Bazen takım elbiselerini giyip sabahın en erken saatinde Serencam'ının başına geçiyor.

Okurken belki siz de de aynı his oluşur. Kitabı neden okuduğunuzu, nereye varmak istediğini çözemiyorsunuz bazen. Sürekli bir beklenti hali. Bu kitap saçma mı yoksa çok mu derin, soruları arasında gidip gelmeler. Bu yüzden şöyle düşünüyorum ki, 'Sonuncu' okurken değil asıl okuduktan sonra oldukça tartışılacak bir eleştiri romanı aynı zamanda.

Tahsin Yücel'in dili ise kusursuz. Aynı zamanda kitabı bitirdiğinizde bazı sözcükler de kazandırıyor size. Ancak romanı okurken beni rahatsız eden tek şey sık tekrarlara başvurulması oldu.

İlginç konusuyla bazı kitapseverlerin dikkatini çekebilir 'Sonuncu'.

8 Aralık 2014 Pazartesi

Yedi Sekiz ~ Deniz İrfan

Deniz İrfan ile tanışmam Kitap Ağacı sayesinde oldu. Gittiğim buluşmaya konuk yazar olarak katılmıştı yazar. Henüz kitabını okuyamamış, ama imzalatmıştım. Buluşmada henüz kitabı okumadığıma da, yazarı yeni tanıdığıma da hayıflanmıştım oldukça. Keyifli sohbetini dinleyince kitabı okumak daha zevkli oldu. Deniz İrfan kitaplarının farklı bir dili, kurgusu olan ve kesinlikle daha fazla tanınması gereken bir yazar.

Yedi Sekiz, doğu ve batı arasında ilerleyen bir roman. Deniz İrfan özellikle doğuyu, sanki o topraklardan biriymişçesine anlatmış. Halid, Alina ve Jason'ın ilginç hikayesinden bahsediyor bize yazar. Üçü de birbirinden tamamen farklı karakterler. Halid'in kötü kaderi, Alina'nın olağanüstü gücü ve Jason'ın masum aşkı. Doğuyla batının, biriyle ötekinin bitmek bilmeyen savaşı...

Kitaba başladığınızda etkileyici olay öyküsüyle sizi hemen içine çekiyor. Dil sade, anlatım akıcı, tempo kitabın sonuna kadar hep yüksek. Sonu ise çarpıcı.

Yedi Sekiz es geçilmemesi gereken bir kitap, hepinize öneririm :)

Alacaklılar


Tiyatro dolu günler devam eder sevgili okurlar :)

'Alacaklılar' August Strindberg'in eseri. Geçmişteki Gustaf ve şimdiki Adolf arasındaki Tekla'yı anlatıyor. Kadın erkek ilişkilerini konu alan eserde Tekla'nın hırsı, beklentileri, Adolf'un intikamı ve Gustaf'ın aşkı var.

Gelelim oyunun bende yarattığı izlenimlere,
Öncelikle koltuğa oturur oturmaz karşımda bulduğum dekor çok hoştu. O boydan boya pencereler, deniz manzarası, martılar, zevkle döşenmiş oda. Sonra Adolf (Çağrı Turan)'un sesi beni gerçekten çok etkiledi. Nasıl duru, akıcı, sakin bir ses tonu. Oyun ilerledikçe Gustaf (Boğaçhan Sözmen)'in mükemmel oyunculuğunun devreye girdiğini gördük. Sesindeki iniş çıkışlar, jest mimikler... Tekla (Gaye Alacacı) ise tam anlamıyla rolünü yansıttı bize.


Oyun bittiğinde kadın erkek ilişkilerine dair pek çok şey kaldı aklımda. Hatta izlediğim arkadaşımla oyun üzerinde iki gün arada bir konuştuk ve bahsedilenlerin günlük yaşamla ne k
adar çakıştığını fark ettik. Abla-küçük kardeş ilişkisi, kadının bazen erkeğin söylediği şeyi sırf o söyledi diye kabul etmeyişi... Pek çok ortak nokta takıldı kafamıza.

Konusuyla, oyuncularıyla gerçekten zevkle izledim 'Alacaklılar'ı. Sizlere de öneririm :)



''Bir türlü kapanmayan hesaplar soğuk yenen intikam yemekleri koyar masaya. Alacaklılar kapıya dayanır.''