21 Ocak 2016 Perşembe

Kış Güneşi

Artık blogumda yeni bir bölüm var: Pratik tarifler!
Yapımı oldukça basit, öğrencilik hayatımda denediğim beğendiğim tarifleri blogumda yayınlamaya karar verdim.

Öncelikle yemek konusunda hiçbir iddiam yok elbette. 1,5 yıl önce yurttan eve taşındım ve hayatımda ilk kez yemek yapmaya bu sayede başladım. Bir yemeği denerken anneme en ince ayrıntısına kadar anlatmasını istiyordum bu yüzden. Amacım da özellikle yemek yapmaya yeni başlamış kişiler için yeni fikirler oluşturmak. En sıradan yemeği bile kendi deneyimlediğim tarifle aktararak birilerine yardımcı olmak. Her ne kadar mutfakta yeni de olsam inanılmaz zevk alıyorum.

İlk tarif çikolata düşkünü biri olarak bir tatlı: Kış Güneşi.

Adında her ne kadar kış olsa da bu tatlı sıcak yaz günleri için de güzel bir alternatif ve yapımı ise çok basit.


Malzemeler:

1 paket tavuk göğsü
1 paket krem şanti
1 paket çikolatalı sos
25 gram Margarin
Süt

İlk aşamada tavuk göğsünü 2,5 su bardağı süt ile karıştırarak pişiriyoruz. Kaynamaya başladıktan sonra 25 gram margarini ekleyip 3-4 dakika daha kaynatıyoruz. Bir kaba alıp oda sıcaklığına geldiğinde buzdolabına koyup 1 saat bekletiyoruz.

Krem şantiyi 1 çay bardağı soğuk süt ile 2-3 dakika çırpıyoruz (Çikolatayı çok sevdiğim için ben çikolatalı krem şanti tercih ettim). Daha sonra buzdolabından çıkardığımız tavuk göğsünü ekleyip 4-5 dakika daha çırpıyoruz. Bir kaba döküp dolapta 3-4 saat bekletiyoruz.

Çikolatalı sosu 2,5 su bardağı süt ile pişiriyoruz. 2-3 dakika kaynayacak.

Önceden hazırlayıp dolapta beklettiğimiz karışımı servis yapacağımız kuplara döküyoruz. Üstüne ise biraz soğuduktan sonra çikolatalı sosu döküyoruz. Sosun biraz donması için buzdolabında bekletebilirsiniz.

Soğuduktan sonra tatlımız servis için hazır.

Çok basit olan bu tarifin tek dezavantajı buzdolabında bekletme süresinden dolayı geç servis yapılması. Yapmaya karar vermeden önce bunu göz önüne almayı unutmayın.

Eğer siz de benim gibi çikolata severseniz bu soğuk, çikolatalı tatlıyı seveceksiniz :)

16 Ocak 2016 Cumartesi

Elveda Güzel Vatanım ~ Ahmet Ümit

Yılın okunan ilk romanı Ahmet Ümit'ten. Uzun süre yazarın sevenleri tarafından yeni kitabının çıkmasını bekledik. 1 Aralık'ta ise bu uzun bekleyişimiz Elveda Güzel Vatanım'ın çıkmasıyla son buldu. Kitabı çıktığı hafta en güzel yılbaşı hediyesi olarak aldım, fakat araya finaller girince bitirmem yılbaşını geçti.

Her sayfasını keşke bitmese diyerek okuduğum kitabı öncelikle çok beğendim. Belki de yakın geçmişe gitmemiz nedeniyle ayrı bir sevdim. Kitabın en güzel yanı ise tarihi olayları romanın içinde yaşayarak okumak. 31 Mart Vakası, Bab-ı Ali Baskını, Hareket Ordusu, Meşrutiyet, biraz olsun Ermeni Tehciri ve pek çok olay daha.

Bir cinayet ve onu araştırmakla başlamıyor bu kez yazarın romanı. Şehsuvar Sami ile geçmişte bir yolculuk ve onun şu anki hayatını okuyoruz. Her sayfada İttihat ve Terakki 'yi içinden öğreniyoruz Şehsuvar Sami'yle. Eski ittihatçının idealleri için büyük aşkı Ester'den vazgeçmesi, yıllarca bu ideal uğruna oradan oraya sürüklenişi. Sami, Ester'e yazdığı mektuplarla geçmiş yıllardaki İttihat ve Terakki yaşantısını anlatıyor. Aralarda da günümüze dönerek Sami'nin şu anki durumunu, peşindeki kişileri, bazı cinayetleri okuyoruz. Burada polisiye yön ortaya çıkmış oluyor biraz. 

Tüm kitap boyunca Şehsuvar Sami'nin kararını onunla birlikte sorguluyoruz. Ester'in peşinden giderek yazarlık hayalini gerçekleştirmek mi, yoksa vatanı uğruna ideallerinin peşinden gitmek mi? İttihat ve Terakki'yi tercih eden Sami, kararına ne kadar bağlı da olsa Ester'i düşünmekten, onunla ilgili hayaller kurmaktan vazgeçemiyor elbette. Yazdığı her mektupta onunla birlikte Ester'i bekliyoruz biz de. Her ne kadar yazarlık hayalinden vazgeçse de yazma isteğini bu mektuplarla bastırıyor. Onun bu yazarlık isteği ile bendeki yazma isteğinin de arttığını hissettim kitabı okurken.

Şehsuvar Sami'ye en yakın arkadaşlarından tiyatro meraklısı Fuad, arasının pek iyi olamadığı Mehmed Esad, kahraman olarak gördüğü Basri Bey, yakın çevresinde olduğu Talat Paşa eşlik ediyor kitapta. Bunu yanı sıra Enver ve Cemal Paşa, son yıllarda bahsettiği Mustafa Kemal'de var anlatılanlarda.

Kitabın sonu ise benim tahmin edemediğim şekilde gerçekleşti bu sefer. Son sayfalarda tüm muamma çözülüyor ve sürpriz bir son bizi bekliyor. Fakat kitapla ilgili hissettiğim şey sonu ne olacak diye merakla beklemekten çok, her sayfasının tadına varmak oldu. Yani kitabı sonu ile değil tüm anlatılanları, bende bıraktığı hissi ile hatırlıyorum. Ahmet Ümit bir kez daha anlatımı ile hayran bıraktırdı beni kendine. 

Şimdi sıra kimbilir ne zaman çıkacak olan yeni kitabını beklemekte
(:

14 Ocak 2016 Perşembe

Tuvalet Kağıdı Rulosu

Bütün yazı tuvalet kağıdı rulosu biriktirmiş biri olarak sanırım artık bu yazıyı yazabilirim :)

Hem atık materyalleri kullanmak hem yeni etkinlikler uygulamak adına tuvalet kağıdı rulosu öyle kullanışlı ki. Hazır yeterince tuvalet kağıdı biriktirmiş bir o kadar da etkinlik görmüşken 3 yaşındaki komşumuzun kızı ile bir etkinlik yapmaya karar verdim.

Biz önce bir sürü örnek baktık birlikte. Sonra birini beğenip uygulamaya karar verdik. Ben karton, renkli kağıt, dekobant gibi birçok malzemeyi getirdim o ise hangilerini kullanacağına karar verdi. Önce bir tavşan yaptık birlikte.

Peki bu etkinlikle gelişime ne katkı sağladık;
Kağıtları keserken, yapıştırıcı kullanırken, tavşanımızın kulaklarını çizerken ince motor (küçük kas) gelişimini destekledik. Tavşanlar hakkında konuştuk 'ne yerler, nerede yaşarlar gibi' bilişsel ve dil gelişimine katkı sağladık. Tabi ki bir de etkinliği yaparken iki kişiydik, karşılıklı konuştuk, sıra aldık ve sosyal gelişimini de desteklemiş olduk.

İkinci aşamada ise iki tane tuvalet kağıdı rulosunu verdim ve tamamen serbest çalıştı. Hayal gücünü kullanarak ona istediği şekli verdi ve tek gözlü bir uzaylı yaptı. Sonucunda da yaratıcılığını ortaya çıkardığı bir eser çıktı :)

Tuvalet kağıdı rulolarını kullanarak yapılabilecek pek çok etkinlik var. Önemli olan çocuğumuzun gelişim düzeyine uygun etkinliği seçmekte. Eğer ilginizi çekerse pinterest'te aratarak pek çok örneğe ulaşabilirsiniz.

11 Ocak 2016 Pazartesi

Barış Zamanı Eğitsel Kutu Oyunu

Bugün sizlere 12-13-14 Ekim tarihlerinde oynatıcı eğitimine katıldığım Barış Zamanı Eğitsel Kutu Oyunu'ndan bahsedeceğim.

Barış Zamanı, Toplum Gönüllüleri Vakfı'nın eğitsel kutu oyunları arasında yer alıyor. Aynı gruptaki diğer oyunlar gibi bir kolaylaştırıcı eşliğinde oynanıyor. İşbirliğine dayalı oyunda iki rakip var: oyuncular ve oyun. Yani ya oyuncular kazanıyor ya da oyun. Bu yüzden tüm oyuncuların dayanışma içinde olması gerek.


TOG web sitesindeki yer alan bilgilerde de olduğu gibi oyunun üç temel amacı var:
- Bir yerde savaş varsa bu hepimizi etkileyen bir durumdur.
- Barışa ulaşmak için, birlikte mücadele etmek gerekir.
- Barış halini korumak için de birlikte mücadele etmek gerekir.

Çocuklar oyunu oynadıkça bu hedefleri kendileri kavramaya başlıyor.

Oyunun oynandığı yaş grubu ise 12 yaş ve üzeri.
12 yaş sınırının nedeni ise oyundaki kavramları anlama ve yordama becerisini daha etkin kılmak.

Biraz da oyunun içeriğinden bahsedelim;
En az 2, en çok 4 kişi gerekli oynamak için. Her oyuncunun bir oyun tahtası bulunuyor. Oyuncuların hedefi ise hem kendi hem de arkadaşlarının tahtalarında 'barış' ya da 'kalıcı barış' bölgelerine ulaşmak ve orada kalmak.

Oyunda 'gökkuşağı, kabus ve güvercin' desteleri var. Kartların kullanım yerleri oyuncuların hangi bölgede bağlı olduklarına göre değişiyor.

Şimdi de gelelim bence en önemli kısımlardan biri olan oyunda yer alan kavramlara;
Oyunda, 'ekolojik duyarsızlık-ekolojik bilgelik',
               'sosyal ayrımcılık-sosyal eşitlik'
               'toplumsal baskı-toplumsal katılım'
               'şiddet-şiddetsizlik'
kavramları yer alıyor. Oyuncular yaptıkları her hamleyle savaş alanındaki bir kavrama doğru gerilemiş ya da barış alanındaki kavrama doğru ilerlemiş oluyor.

Çocuklar bu kavramları oyunun akışında kullanırken onların anlamlarını da sorgulamış oluyorlar.


Barış Zamanı gerçekten özenle ve büyük çaba sarf edilerek hazırlanmış bir oyun. Yer verilen kavramlar, kartlarda bulunan renkler, tahtasındaki çizimler. Her biri düşünülerek hazırlanmış. Çocuklara kattıkları ise bir o kadar değerli. Türkiye'nin barış temalı ilk eğitsel kutu oyunu olması ise onu ayrı bir özel kılıyor. Aynı zamanda oyunun artık Arapça versiyonu da var. Daha çok çocuğa ulaşabilmek adına oldukça önemli bir girişim bu.

'Barış Zamanı' hakkında konuşulabilecek pek çok şey daha var. Ama şimdi benim size anlatacaklarım bu kadar. Sormak istediğiniz soru ya da yaygınlaştırılma çalışmaları ile ilgili fikir almak isterseniz benimle ya da Toplum Gönüllüleri Vakfı ile iletişime geçebilirsiniz.

Daha çok 'barış' konuşmak dileğiyle

5 Ocak 2016 Salı

Yılın İlk Postu

Hafta sonu gibi bir Salı'dan günaydın :)
Final haftam ve bugün sınavım olmadığı için evdeyim.

Kitap yorumlarından sonra son birkaç hafta neler yaptığımdan bahsedeyim istedim.

Son 3 yıldır yılbaşı haftası demek benim ve üniversitedeki pek çok kişi için finaller demek. Bu yılbaşı biraz daha yoğundu. Kitap yorumlarımın tamamını bitirecektim yılbaşından önce. Fakat önce hastalık sonra finaller nedeniyle tamamını yazamadım.Yine de kısa sürede pek çok yorum girmiş oldum.

Yılbaşı haftası 3 günde 6 sınava girdim. Öncesinde soğuk havalardan dolayı bir hastalık atlattım. Bir de bu arada doğum günüm vardı :)

Neyse ki 4 günlük yılbaşı tatilini fırsat bilip şehir dışına çıktım. Bu hafta ise 5 sınava daha girip cuma günü dönemi kapatıyorum. Bir aylık tatil beni bekliyor.

Yeni yıl için de tabi ki herkes gibi umutluyum.
Bir de benden söylemesi bu yılın en kazananı Oğlak burcuymuş
(: